4th of covid.

tıp dünyası, benim bağışıklık sistemim karşısında çaresiz. umarım uğur şahin ve eşi, benim bloğuma rastlamaz. 4. kez covid geçiriyorum ve hiçbir aşı bende tutmuyor. vücudum, bağışıklık sağlamıyor. dün, antibiyotik yazdırmaya gitmiştim urgent care’e. çocuklardan bir virüs almış olmalıyım, dedim. güle oynaya, covid değil diye dalga geçerek oldum muayenemi ama doktor rapid test yaptırmış, kulaklarımda, burnumda, genzimde enfeksiyon izleri görünce. sonucunu almadan göndermedi beni. sonucu söylerken, öyle bir dona kalışım var ki, hayatımın en trajikomik hallerinden biriydi…

pozitif. daha kötüsü 4. kez. yine benim hatam, inanamadım. her zaman sıradan bir soğuk algınlığı gibi başladı bende. sonra kötüleşti. bu da diğerleri gibi geceleri uyandırıyordu. en çok buradan anlamalıydım. bu gece de benzeri şekilde uyandım. uyurken burnumu silemediğim için tamamen tıkanıyor, ciğerlerimde yanma hissi ile birlikte beni uyandırıyor. ateşim yükseliyor geceleri. tylenol alıyorum ve sabaha ateşim düşmüş bir şekilde işe gidiyorum. en az 1 haftadır durum böyle.

ama anlamıştı supervisor’ım. ateşim ilk çalıştığım günlerde, çok düşükken, birden 100’lere yaklaşmaya başladı. listeler var, gün kıyaslaması da yapılıyormuş demek ki. dün, telefonla aradım. allah belanı versin senin şeklinde kızarak güldü sanki. türk olsaydı bunu duyardım. kreş kapandı. 1 hafta herkes karantinaya girdi. okul da temizlenecek.

beni en çok üzen kısmı, zaten bu oldu. bebeklerden ve çocuklardan uzak kalacağım. çok mutlu oluyordum onlarla.

bu sabah çok kötü hissetmiyorum ama gece çok zorlandım. gece hastalığı oldu bende covid zaten hep. birazdan ciğer görüntüsü için gideceğiz. en korktuğumuz kısmı bu. yazın en son, sivri buzlu cam kalıntıları vardı. tüm ciğer buzlu cam değildi. bakalım şimdi nasıl.

bu hafta sonu, dış mekan noel süslerini de takacaktım. o da elimde patladı. odamdan bile çıkabileceğimi sanmıyorum. mars çok kötü oldu duyunca. panik atak geçirdi dün akşam. öleceğimi düşünüyor her zamanki gibi. sen kurtulamıyorsun bu hastalığın elinden, sen kesin öleceksin diye duvarlara vuruyordu.

büyük moral oldu gerçekten!

ona kızmıyorum aslında. üzümlü kek de böyle karşıladı. bağırıyordu kekim de. bu nasıl olur diye ortalığı yıkıyordu. bense, hareketsizdim hasta olduğum için. ne olur bağırma üzümlü kek, zaten kötü durumdayım, sadece sev şu an lütfen diye durdurmaya çalıştım.

sevdi kekim ama severken ağlıyordu…

onunla yeterince uzandıktan sonra kalbine yatır beni, şu an orada olmaya ihtiyacım var, dedim. beni kaleme yerleştirdi. o da kalemde kaldı sonra.

ne yapalım, hayatta her şey geliyor insanın başına. bazılarının da, başından hiç gitmiyor.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.