dinazorlar diyarı ankara’dan herkese selamlar.

hastaneyi bile sallayan, bir rüzgar sesi ile uyandım korkarak, şimdi de kulaklıklarımdan hala içeri giriyor, rüzgar sesi müzik dinlemeye çalışsam da. acaba evde, süslerim dökülüyor mudur, uçuyorlar mıdır diye endişeliyim bu sabah. neyse ki, 1 gün de bile fark etti hastanede aldıklarımız, ikimiz de canlıyız bugün eşimle. hastaneye binbir rica ile girdik. soğuk algınlıkları bölümünde yatmıyoruz. daha çok beslenmeye yardım olan, insanların toparlamasına çalışan bir ünitedeyiz. odadan çıkmamız yasak, hala virüs taşıyabileceğimizden dolayı. mutsuz değilim ama ne olur işe yarasın da, noel ve kreşe yetişeyim diye dua ediyorum.

rüyamda, üzümlü krallık’taki kalemdeyim, üzümlü kek’in kalbine yattım uyuyorum. çok kızgınım hala üzümlü kek’e ama kilitlemedim kapımı, kaleyi başıma geçirecek diye korkuyorum. başlarda, uyuyamadım, gelir kavga ederiz şimdi, uyumadan önce ankara ile dalga geçtim, deli olmuştur diye düşünüyordum. sonra gelmedi, ben de huzur içindeki uykuma yattım lakin gözlerimi yeniden açtığımda, kalemden çok uzaktaydım, üzümlü kek, dışarı çıkarmış, su samuru gibi kucağına yatırmıştı beni. doğrulmaya çalıştım. hayır yıllarca uzanacaksın ve bu saçmalık bitecek artık, sadece benimle iyi olabileceğini biliyorsun, kestane balı satan adam değilim ben, üzüntümden ne yapacağımı şaşırmış bir haldeyim, diyor.

üzümlü kek, aynı şeyleri konuşmaktan çok yoruldum, olmaz artık, ne olur bitsin, bırak beni, diyorum. bunlar gerçek hislerin değil çocuk kalpli, sinirlerin çok bozuk, her şey yolunda giderken, birden hastalandın, sonra da o soğuk algınlığı şurubu sinirlerini bozdu, şimdi de rivotril’ler, gerçek sen bu değilsin ki, asıl sen kim olduğunu hatırla, hemen bırak o ilaçları ve bana geri dön lütfen, diyor.

tek bir şartla barışırım üzümlü kek, bir daha tek yalan, sahtekarlık yok ve döneceksin artık saklanmak yok, diyorum.

döneceğimi biliyorsun çocuk kalpli, yarından itibaren kes o ilacı almayı, bak hafta içi belki kreşe, bebeklerine, çocuklarına dönersin, supervisor’ın seni böyle hissiz görmesin, diyor. zaten azalttım diyorum. pazartesiye kadar tamamen azaltarak bırakacaksın kestane balım, diyor. tamam dinazorum, diyorum. komşumu dövdürtme bana, zaten sinir oluyorum o herife, diyor. az kaldı üzümlü kek, defolup gidecekler hepsi, sonra her şey eski haline dönecek türkiye’de diyorum, ankara’daki o çirkin dinazor oyuncaklar da sonsuza dek yok olacak.

ama ah üzümlü kek, ya nöbet geçirirsem, ilk uçakla atlar gelirim hesabını sormaya…

becca’yı ikna edebilirsen neden olmasın diye kızıyor, aldı bak gene pasaportunu ne ile gelebileceksin acaba, hasta değilsin, nöbet geçiremeyeceksin, nasıl koşabildiğini hatırla, tek ihtiyacın olan şey benim, uzan hadi, diyor.

sonra gözlerimi kapayıp, yıllarca uyuyorum kucağında.

oyuncak ayı’ya dönmekten vazgeçiyorum.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.