code adam.

dün, iki gözümden biri, yanlış tarafa bakıyordu. narcos’u kesince, bugün daha ayığım. aslında doktor, perşembeden sonra, 4 gün yat demişti, narcos kullanarak ama ne yazık ki, bugün hem ders çalışmalı hem de öğlen brunch’ına yetişmeliyim. becca da, daha iyi görecek böylelikle beni. çok endişeleniyor benim için, şu olay sana nöbet vermesin de, başka bir şey istemiyorum, diyor. iyi olursam, haftaya caberfae’ye beraber kaymaya gider miyiz diye sordum. hayır gitmeyiz, dedi, sen sezonu kapadın.

açtığım gün kapıyorum böylelikle ama! ulan bana çarpan beceriksiz. ulan dikkatsiz. bre melun! son piste, o hızda girilmez!! ben hatırlıyorum da, kazadan önce, telefonu çekim yapacak kişiye verirken, 3-4 yaşlarında bir çocuk, rampa çıkışına yatmış, kar yiyordu. ilk iş, gidip onu kucakladım, başka bir yere koydum, al buradaki karları ye, diye. o çocuğu kurtardım ama kendimi kurtaramadım.

bir de, kreşte düştüm ben bu arada. yere oturup, bebeklerle vakit geçirmem serbestti, onları yedirmem de ama sınıfta dolaşırken, bir baktım bebeklerden birini ezeceğim eğer kaldırdığım adımımı, atarsam. kendimi başka yere fırlattım can havli ile. onu kurtardım. yine kendim gittim. acılar içerisinde kalıp, yerden kalkamadım.

beraber çalıştığım arkadaşım maddy de dalga geçiyor. büyükannenizi üzmeyin diye gülüyor.

ulan, ben snowboard ile teenager şeyler denerken, düştüm, senin gibi tüm gün oturup yemek yemiyorum, 1 km koşalım desem, 100 metrede bayılırsın, hadi oradan aptal kız kardeş.

kız kardeşim ilan ettim maddy’i. umarım, babası, yarın çok az bir hapis cezası alacak ya da kamu hizmeti ve ev hapsi. ikincisi çok daha iyi bir seçenek. pandemi sırasında, alıştık zaten evlerimize hapsolmaya. yine de kötü. annesi yok, babası da hapse girecek şimdi. bir de 20 yaşında. çok genç, bazı şeylerle başa çıkmak için. ben, biraz himayem altına aldım maddy’i, belalardan uzak durması için. alıyorum onu her tartışmanın içinden. ya yan sınıf da, lanetli midir nedir, o sınıfa tek doğru düzgün insan gelmiyor. gelen, etiyopyalıdan daha beter çıktı. karışmayalım, karışmayalım diyorum ama ucu bize de dokunuyor. sınıfları birleştirdiğimizde, bir bakıyoruz, oradan bize gelen çocukların diaper’ları değişmemiş. bir çocuğunkini değiştirmek 15 dakika sürüyor zaten. 2 tane çocuk verdi bize perşembe, tam çıkış saati, aileler gelmek üzereyken. o sırada kaybolan yarım saat, devamında bir sürü hataya neden oldu. o gün bir baktım, ipad’imdeki, yani sorumlu olduğum çocuklardan biri kayıp. kapı, ailelelere çocuk teslim sırasında bazen açık kalıyor, çok hızlı bebekler, birden çıkıyorlar o kapıdan.

işi kötüsü, sınıfı terk edemiyorum. ofisi aradım hemen acil code adam kodu ile. hemen sonra, çalışma arkadaşlarımdan biri geldi elinde teagan ile. bizim sınıfa kaçtı, kapıyı bir açtım, kapının önünde bir bebek vardı dedi gülerek. teagan da gülüyor.

çok mu komik adi bebek! annen duysa, öldürür beni.

morartana, çatlayana kadar gıdıklıyorum bana verdiği kalp çarpıntısının intikamı olarak.

direktörüm becky de nasıl sabırlı biri. özellikle de benimle. buna da bir şey demedi çünkü sıkıntının ne olduğunu biliyor. yani, çocuk kalplinin çıkış saati, yarım saat gecikti o 2 bebeğin gelişi ile. beni gerçeken seviyor becky. ben böyle bir tuhafım zaten, seven ya çok seviyor, sevmeyen de ölümüne nefret ediyor. şirketle 4. ayım sadece ve şimdiden beni, sisteme lead teacher olarak atadı, ailelerle kendi adımla yazışabilmek için hem de, kalıcı olarak, en sevdiğim sınıfta kalma imkanı sundu. yerimde gözü olan öğretmenler var. bu öğretmenlerin de bizim sınıfta bebekleri. kendi bebekleri ile birlikte olmak istiyorlar ama doğru bir yaklaşım değil bu zaten, çünkü bir anne kendi bebeği varken, başka bebeklerle ilgilenemez. kendi çocuklarına kendileri bakmak istiyorlar, benim sınıfımı alıp. becky doğrusunu yaptı. biz de sınıfta işkence etmiyoruz. çocuk sabahtan akşama kadar, sevgiye doyuyor bizimle.

2 hafta olmuş. bu 15 günlük sürede, çoğu günler silindi gitti aklımdan. umarım, ders çalışmaya odaklanabilirim bugün. yarın dersten sonra, yine ağrı kesici kullanır yatarım. yoğun bir iş haftası olacak. keşke haftasonuna kadar iyileşsem de, kaysam birkaç kere daha ya. bununla ilgili, brunch’ta yiyeceğim laflara da hazır mıyım, şu an çok bilmiyorum aslında.

gerildim şimdi bak…

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.