becky.

tüm kabuslarımın doğru çıkışı, hayatımdaki en sevdiğim kişinin, benim için ölmesi, babamın covid kapması, direktörümün işten atılması, hah unutmuşum: snowboard kariyerimin bitişi. tüm bunlara, sadece uyurken aldığım ağrı kesici ve sakinleştirici ile dayanmaya çalışmam, yetmemesi ve tüm gün ağlamam…

işte bu benim şubat ayım. bugün annem ile tartışıyordum bir de. 15 gün önce ona western union ile para göndermiştim. her ay, kazandığımın bir kısmını gönderiyorum, benim için açtığı hesaba koyuyor gelecek için. aynı şeyi kızkardeşime de yapıyor. ikiniz de para kullanmayı bilmiyorsunuz diye. para, dakikalar içinde gidiyor, annem de aynı gün ptt’ye bildiriyor, yarın gelip dolar olarak alacağım diye ama bu sefer, alacağı gün, kasadaki adam tl vermeye kalkıyor anneme. annem de kabul etmiyor, türk lirası olarak saklamıyor çünkü. işlemi iptal ediliyor görevli lakin bana mail düşüyor, annen parayı aldı diye. neyse, western union’ı arıyorum, merak etmeyin 7-10 gün iş günü içinde dönecek diyor. tabii, ben unutuyorum bu para işini, öyle çok ilaç alıyorum ki, aklıma bile gelmiyor. para hesabıma dönmüyor. annem de bugün, parayla uğraşmadığımı anlıyor ve sabah sabah da o ağlatıyor.

umrumda değil gerçekten. şu an öyle şeyler dönüyor ki hayatımda, para en son aklıma gelen şey. kaybolursa kaybolsun, ne yapayım kafasındayım. annemin zaten haberi yok, ölmek üzereyim şu an. gün içinde, yaşamla ölüm arasında gidip gidip geliyorum.

işe gidiyorum ama. aksatmadım hiç. çünkü bebeklerim var. çalışmaya başladıktan bir süre sonra, becky ofisine çağırdı sabah. gün içinde çağırıyor böyle. dedi beni kovdular. ilk önce sadece sarıldım ama sonra ikimiz de hüngür hüngür ağlamaya başladık ofiste. öyle alıştım ki, onunla çalışmak öyle güven veren bir şeydi ki, teyzem gibi sevdim ben onu. sınıfa döndüm gözyaşlarımı temizledikten sonra ama durmayacağım belli. oturdum bebeklerin yanına. blake’i de kucağıma aldım. nasıl ağlıyorum. nefes alamıyorum ağlarken, tıkandım kaldım. blake şaşırıyor önce. sonra oyun sanıyor, yüzüme dokunuyor ve gözyaşlarını temizlemeye çalışıyor ama yaparken de gülüyor. sinirlerim bozuluyor, ağlarken gülmeye başlıyorum, topluyorum kendimi ve deli gibi sarılıyorum ona. o ise hala yüzümdeki yaşlarla oynamanın derdinde. ah bebek. çok geçmeden, son kıyağını da yapıyor becky. kameralardan görüyor sanırım bu halimi, o da kendimi düzelteyim aileler kameralardan izlerken diye lucas’ı da sınıfıma yolluyor. abisi de geliyor blake’in. bırakan öğretmen, bunu al, bir daha bize verme, sonsuza kadar mutlu olun diye kızarak bırakıyor. az önce yine birini ısırıp dövmüş. yapmayan çocuk yok. umrunda değil benim. sevinerek alırım ama abi kardeş aynı sınıfta da olmuyor, birini sevsen ötekisi bakıyor. kardeş olmalarına da gerek yok, bugün henry adında yeni bir bebek başladı. ilk günü, deli gibi ağlıyor normal olarak. kucak istiyor. genelde 1 hafta boyunca böyle olur. her zaman kucağımda olan james geldi yanıma, beni al diye, sadece saçını sevdim kucağımda henry olduğundan, ağlamaya başladı. saçlarını seveyim dedim, çek elini üzerimden dermişçesine elimi alıp, fırlattı. james benim üzerimde uyumayı seviyor, bugün uyuyamadı, ona da sinir oldu. aramız bozuktu james ile.

becky’nin rüzgarı, çok kişiyi savurur. kim bilir daha kimler bırakacak. çalışan tüm kızların planları korkunç. yeni gelen direktörden çıkaracaklar hınçlarını. herkes çok üzgün.

yarın sadece, sevgililer günü partisine katılacağım, becky’e veda etmek için. öteki işimden de, kovulursam kovulayım. berbat haldeyim. bu arada, salı günü işe gelince, dolaptaki hediyemi fark etmemişim. maddy de söylemedi. o da zaten yıkılmış bir halde, iyi durumda değil. sevgililer günü hediyesi ve kartı hazırlamış becky herkese.

bugün sıkıntıdan hiçbir şey yiyemedim. sadece bu kalbi ısırıp, becca’nın beni almasını bekleyeceğim. birkaç gün onlarda kalmamı istiyor, muhtemelen rahat edemem, sadece bu akşam kalırım, yarın kendi yatağımda yatmak isterim ama ona da hayır diyebilecek durumda değilim, özellikle ilaçlarımı düzenli ve tüm gün aldıktan sonra, beni uyandıramaz bile muhtemelen.

becca, benim buradaki annem. bundan sonra, hiçbir sözünden çıkmayacağım. keşke hep dinleseydim.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.