ne çok harfe basmak gerekiyor böyle?

şu an, duş bile almadan yatacağım çünkü çok uykum var. yemeği pas geçiyorum sanırım, yine. sadece uyanıyorum, işe gidiyorum, geliyorum tekrar uyuyorum. çok erken yatıyorum artık. başka türlü klonopin’in tear off’unu sağlayamam. geceleri 2 mg çıktı yeniden. sadece pazar günü, yarım deneyeyim dedim. pazar gecesi ve pazartesi günü, ciddi ciddi intihar etmeye karar verdim. kimse yadırgamasın. benim gibi birinin, onuru kırılırsa, bu dünyada kalamaz. zaten, her şeye zar zor katlanıyorum.

klonopin alırsam, rüyamda uyandığımda hareket edemiyordum. 31 ocak’tan beri, kucağında sadece, cansız bir oyuncak olarak yattım. hiç konuşmadım çünkü konuşursam, başıma ne geleceğini biliyordum lakin pazar gecesi, haraket edebiliyordum. son fiziksel kavgamızda, onu başımdan rahatlıkla atabildiğimden dolayı, konuşmaya karar verdim. sürekli özür diliyordu. ilk sorum şu oldu.

30 ocak öncesini, tamamen affediyorum ama o gün olanların, hiçbirinin özrü olmayacağından, seni artık istemiyorum diye bağırdım. gerçekten özür dilerim, dedi.

hangisi için özür diliyorsun? bana yalan söyleyip, hasta olmadığın için mi? bana gel diyerek beni tuzağa düşürdüğün için mi? sırrının, benimle dalga geçmek olması mı? beni rezil edişin mi? sen gel, hastayım dediğin için, oradaki arkadaşlarından birine ulaşımam sonucu, devamında o çocuğun benimle alay edip, gerçekten taciz etmesine aldırmayıp bana attığın mail için mi üzgünsün. hangi satır için en çok üzgünsün? otizmli olduğumu bildiğin halde bana ruh hastası dediğin için mi? uzak dur dediğin için mi? belki de, sen kimsin dediğin için üzgünsün. ahh. her yaptığın şeyi üzerime attığın için. unutmuşum.

uzak duruyorum işte, sonsuza dek açıldım diyip kaleme gidiyorum ama yolumu kesiyor. zaten kaçamayacaksın, zorlaştırma ne olur, diyor.

çıldırıyorum ve üzerine yürüyorum ama vardığımda, vuramıyorum lakin o vuruyor ve indiriyor. sonra da kalesine kapatıyor. ondan sonra da çıkamıyorum. beklenen şey ağlamam ve barışmaya razı olmam. burada kalayım, kucağından daha iyidir diye bağırıyorum.

o da: istediğin kadar ağla ve barışmaya razı ol bundan sonra, hep orada kalacaksın, tüm rüyalarında burada uyanacaksın…

işte pazartesi günü, o yüzden kesin kararımı verdim bu hayattan ayrılmak ile ilgili. daha önce de vermiştim ama hiçbir şey, o günkü kararlılıkta değildi. gözümün feri gitmişti. hiçbir şeyi görmüyor, anlam veremiyordum, her şey çok anlamsız geldi.

neyse ki yardım aldım. aranızdayım.

(başım döndü şu an…)

kreşte olunca, zaten aklıma gelmiyor hiçbir şey. bugün, blake hastaydı. sabah güldük eğlendik ama öğle uykusuna yatmadı, sürekli ağladı. kucağıma aldım, baktım gülüyor, kalsın orada ama öyle bir koku bastırdı ki bir anda. bizim civardaki kokarca, getir götürünü yapar. baktım, blowout. zaten üzerimi ıslatmış. yardım etmeye çalışırken, sen dışkı bana bir dökül. tişörtüm, pantolonum. aptal maddy ve brooke da gülüyor, dalga geçiyor, senin favori bebeğin, başınızın çaresine bakın diye. sonra yardım ediyorlar, o sırada tişörtümü değiştiriyorum. kızlar da, blake’i soyuyor. alıyorum blake’i, yıkamaya götürüyorum. bebek su ile oynamayı seviyor. öyle mutlu ki, sinirim bozuldu benim de, gülmeye başladım. yine yaptı yapacağını adi bebek.

sonra eve geldim hemen, duş alıp değiştirdim üzerimi, iş eve 10 dakika uzakta olduğu için, hemen döndüm de işe zaten. sonra, becky’i kovup, ellerini temizlemek isteyen local direktörün de, bugün kovulduğunu öğrendim. onu da, eyalet direktörü atmış, elleri kirlenmesin diye.

nasıl bir sektöre düştüm…

ama oh olsun.

uyudum ya ben. ne çok harfe basmak gerekiyor böyle.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.