you’re a gem.

az önce, bugün günlerden ne ya diye düşündüm. öyle haberim yok günlerden, ne yaptığımdan, ne yapacağımdan. tüm dikkatimi okula veriyorum ama işten çıkınca, 5 duyumu birden kaybediyorum sanki. beklediğim gibi çok hastalandım ama bebeklerin ve çocukların sevgisi, sürekli unutturdu hasta olduğumu. akşam eve gelince çıkıyor acısı. geçen hafta, çok üzülmüştüm. çalışma arkadaşım, beni satmıştı. kendi yaşıtı biri ile, çalışmak istedi. bu çok kırıcı oldu benim için, çünkü 4 aydır, kız kardeşim gibi kollamıştım.

sadece 1 hafta geçti bu olayların üzerinden. 10 gün de olabilir. zamanda kayboldum. çalışma arkadaşımla çakılı kalmıştım 6 ay – 1 yaş gurubuna. onunla hiç ilgisi yoktu ve ben o bebekleri, kendi çocuğum gibi seviyordum. yani kim takar 20 yaşındaki iş arkadaşını. boşa çıkmadım, hala paylaşıyoruz o sınıfı ama eskisi gibi tüm gün orada değilim. günde birkaç saat en fazla. ben daha küçüklere indim. 6 aya kadar olanlar, diğer adı ile yeni doğmuş. o sınıfın, lider öğretmeni bree, beni istedi. bu arada başkası da istedi.

tek bu gerizekalı.

sonucu yazıyorum: öğlen girdim bugün eski sınıfıma. her şeyden ama her şeyden gerideler. tüm gün konuşup muhabbet etmişler. sisteme doğru dürüst girilmemiş yapılanlar, bebekler de mutsuz. beni kapıda görünce, hepsi üzerime koşuyor, özellikle blake ve james, çığlık çığlığa ağlıyorlar, ben giderken.

sevgi göremiyorlar ki! odada iki tane, sadece birbiri ile dedikodu yapan insan var. ben sonradan anladım aslında olanları. meğer onunla çalışmak istemesinin bir nedeni varmış, kızın annesi, başka bir okulumuzda, direktör. güzel kariyer planı. tamam iyi hoş da. bu kız çalışmaz ki! bu kız, sana hiçbir şey yapmaz. kendi sınıfında asistansın artık. ona da bir şey de diyemezsin, arkası sağlam. kendi kendini bitirdin.

kötü davranmıyorum kimseye, zaten tarzım değil, bir gün kızsam, ikinci gün kızamıyorum ama tuhaf geliyor davranışları bugünlerde. benim, spor kıyafetlerimi bilirsiniz. hepsi baskılı, spor tişörtleridir. tüm hayatımı sporcu olarak geçirdim. yani tartıştığımızdan beri, bir tuhaflık var. önce sporcu kıyafetleri ile geldi işe. (tarzı değil) dün, saçlarımı açık bıraktım. bugün, bir baktım o da bırakmış. ilginç ya. gerçekten anlayamıyorum. mavi ekran veriyorum.

kendi yaşıtım bree ile çalışıyorum artık. yani günümün birkaç saati onunla geçiyor. mutluyum çünkü, oradaki yeni doğmuşlar da beni sevdiler. okulumuzun direktörü de, benim yakın arkadaşım. moral bulayım diye ya blake’i ya da lucas’ı ya da sevdiğim herhangi bir çocuğu gönderiyor bana mutlaka gün içinde. bree harika bir insan, yaşıtım da, aslında benim için de iyi oldu. gerçekten arkadaşa ihtiyacım vardı. bana dün, you’re a gem, dedi bree. evet haziran’da doğdum dedim. gemini’ın kısaltması sandım.

mücevher demek istemiş. 40 yıl düşünsem aklıma gelmez. onca olandan sonra, kendime, böyle değerler biçemiyorum. ahh bree, keşke hayatımı bir bilsen. neler yaşadığımı, kalbimin nasıl paramparça olduğunu, 1,5 aydır, geceleri ek sakinleştirici aldığımı, sabaha etkisi kalmasın diye erkenden uyuduğumu…

doktorum uyardı. nisan’da tek ek sakinleştici yok diye. iyi olur, spora dönecek enerji bulurum. uyuştum. çok uyuştum hem de.

uyanmam lazım. hayat geçip gidiyor.

yarın kreşte de, st patrick günü. parti var yine. aslında, kutlanması gereken tarih, yarın. yarın aziz patrick günü. yine de çok kutlamış gibi hissediyorum, şikago’da geçen çılgın cumartesiden sonra.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.