pijama günü.

çok sevdiğim bir film var. click. adam sandlers’ın bisikletle ve pijamalarla, işe gittiği sahne ise favorim. ben bugün işe, yatağımdan uyandığım pijama ile gittim. çünkü pijama günüydü. işe girmeden önce de, alışveriş de yaptım pijamalarla. kimsenin bir iki gülümsemesi dışında, umrunda olmadım. okulda ise çok eğlendim çocuklarla.

kreşte çalışmam, hedefi tam 12’den vurmam oldu. sanki, tüm hayatım boyunca buna hazırlanmış gibiydim. tüm hayatım boyunca, bebek ninnileri ve melodileri dinledim. çocukları, en hızlı uykuya daldıran kişiyim, çünkü hangi şarkıları peş peşe dinlersen, huzur vereceğini ve uyutacağını biliyorum.

hangi oyuncakla, nasıl oynayacağımı biliyorum. oynamaktan da, hiç sıkılmıyorum.

hikayem, ük. bol bol anlatıyorum çocuklara. yakında, ufak bir kitapçık bastıracağım. sadece kendi okulum için. içinde, şu ana kadar yaptırmış olduğum tüm kartpostallar yer alacak. çocukların, bu fotoğraflarla ve hikayenin, en basit hali ile, tanışmalarını çok merak ediyorum.

akıl hastanesinin, ortak zaman geçirme odaları gibi, çocuklarla kapalı olduğumuz sınıflar. camlar, tamamen aynı mesela. kendimi çok güvende hissediyorum içinde. huzur doluyorum. zaman nasıl geçiyor, anlamıyorum.

inanılmazlarım da var. eğer 0-6 aylık bebekleri aldığımız, infant 1’deysem, ninni söylüyorum ve bilmediğim dillerde de söylüyorum. çünkü tüm hayatım boyunca dinledim! hepsinin sözlerini biliyorum. en çok da, muhteşem yüzyıl’da meryem uzerli’nin seslendirdiği, oy lulili luli ninnisini söylüyorum. uknayra’ca ya da rusça, çok bilemiyorum iki dil arasındaki farkı ama bu ninniyi biliyorum.

oy luluii luluiiii naleçeli vuli naleçeli vuli tay silina luli stali dumma tiyadat çemdi catgo gatuvat çibub leçgo çimetgo çiso lotgi moloçko mibub leçgo…

nasıl sakinleşiyorlar, nasıl uykuya dalıyorlar, anlatamam. kennedy. gece gündüz ağlayan bebek. öyle bana bakıyor, sonra da uyuyor. sanırım, bu sıralar olan üzgünlüğüm de yardım ediyor. nerdeyse ağlayarak söylüyorum. üzgün sesim, onlara iyi geliyor.

infant 1’de 4 bebek var. john, slone, simon ve kennedy. john zaten, sınıf öğretmeni bree’nin oğlu ama en tatlısı kesinlikle. zaten sevdiğin insanın çocuğu, bambaşka oluyor. slone, dünyalar tatlısı güzel bir kız. simon, beni çok seviyor. beni gördüğünde gülücükler atıyor. yalnız, dün yüzüme işedi. yani çok fenaydı gerçekten. ben bunun diaper’ını değiştiriyordum. bunu yaparken masaya koyuyorsunuz onları ve çok geriliyorlar. ben her zaman gıdıklayıp, karınlarından öpüyorum. aslında benim hatam, sıkıştırdım iyice çocuğu. fışkiye gibi, suratıma işedi. gülüyor bir de adi bebek.

ah ne olur tüm hayatın boyunca böyle gül. ben beceremedim…

cuma günleri, özellikle infant 1 için gidiyorum ama bebekleri ailesi teslim alınca, büyük sınıflara da giriyorum. bugün, kararımı, tüm management’a ilettim zaten. dün kendime şunu diyordum: çok fazla alçakgönüllülük annecim. tüm okulu çekip, çevirecek birikimim var. yani umrumda değildi işe başlarken, gerçekten gittiğim yolu, dönmek istiyordum ama insanlara baktım, yeterli değiller. dahası, bazılarının kesinlikle, binadan bile içeri girmemesi gerek. bir şeyler yapmam lazım!

bugün işe erken gittim. nedeni, birkaç gün sonra ayrılacak mutfak direktörümüzün gidişiydi. benim için çok şey yaptı, bugüne kadar. mutfak sorumlumuz, sadece, alerjisi olup özel diyette olanları pişirip, getiriyor ve bulaşıkları yıkıyordu. onu evine gönderip, teşekkür amaçlı gidip 2 saat bulaşık yıkadım onun için.

bir görevi daha vardı, bu arkadaşımızın. her sınıf için, yemekleri ayrı getiriyordu. normalde catering şirketinden geliyor ama o, sınıf sınıf dağıtıyor. bugün, ben yaptım o işi pijamalarla. kendi, ana sınıfıma da girdim. infant 2’ye. oğlum ağlıyordu. blake. yorgun olur blake, öğlen saat 12 gibi. yedikleri ağır gelir. huysuzdur. içeri girdiğimde onu severken, kim üzdü benim oğlumu, diyordum.

gerizekalı 20’lik, ağlıyor çünkü o bir psikopat, dedi. bu durum için, uyarılmıştım. sadece bizi bilgilendir demişlerdi. gidip söyledim. yeter artık, sen kendini ne sanıyorsun, bu çocuğa psikopat diyecek kadar. 1 yaşında bile değil. ağzı yok, dili yok. belki bir yeri acıyor, belki kötü hissediyor. sadece ağlayarak, bize iletebiliyor.

aklımı kaybettim, çocuklarla, bebeklerle. bazen, ne yapıyorum da diyorum kendime.

çektiğim acılardan, onlara sığındım.

ben çok üzgünüm ve çok üzülüyorum.

tek hayalim vardı benim. çok basit bir hayal. ihtiyacım olan tek şey, onun etrafında olmaktı.

yaşadıklarıma hala inanamıyorum ama hala kalbinde uyuyorum.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.