kış bitti.

acımasız bir kış daha, uyuyarak geçti. bunu seviyorum aslında, bahara ve yaza, çok fazla enerji birikiyor aktivite için. yaz, kamplarımız olacak iki işimde de ama mutlaka off’lar alıp dolaşacağım. şu an sisteme 1 haftalık raporum girilmemiş. biraz, aile şirketi gibiyiz. sen bizi görürsen, biz de seni görürüz durumu var. 1 hafta yat dinlen, zatürreni tamamen iyileştir, yapacak çok işimiz var, dendi.

doktorum bir kutu daha klonopin yazsa da, ailem ve eşim buna izin vermedi. zaten en başta hiç istemeyen biri vardı, en sert tepki ondan geldi. atacaktı karanlık köşesine yine. yani uyku durumundan çıktım. bir şeyler yapmaya başladım.

30 ocak’ta kavga oldu, 31’inde de tümüne tamamlandı kavga ama her gece üzümlü krallık’ta uyanıldı. ya kalbinde ya kucağındaydım. konuşulmadan bir yere kadar gidiyor.

kadim bir bilgi gibi, bloglara satırlara saklanmışız hep. bazı yanlış anlamalar olmuş ama iyi ki de olmuşlar. gerek yokmuş ama tamamen kötü değil oluşları! onlardan biri 2010 yılında gerçekleşmiş. ankara’da bir çocukla buluşacaktım. o zamanlar çok kişi ile görüşürdüm ama görünen o ki, adı aklımda kaldığına göre ondan hoşlanmışım. 1-2 gün sürmüş. o çocuk adına bir blog yazmışım. blogspot’a yazılmış. ilk kodlama orada başlamış. buna ihtiyacı yoktu ama sonradan gerektiği ilgiyi görememiş öncesinde ve dünya turu sırasında benden. o bloğu kullanmış! (kendi çok ilgilendi, gittiği ülkelere çağırdı ya, nereden baksan haklı tabii!!)

şimdi ben bu bilgiye nasıl gidebildim? bu işin en başını nasıl gördüm? hiç düşünülüyor mu orada? sen kimsin diye bir soru olacaksa illa, ben bu olabilir miyim? zaman alemlerinde, hesapsız kitapsız dolaşan, kız çocuğu?

bunca şeyden sonra, hala nasıl mı devam edebileceğim. hiç bilmiyorum ama bu sefer, hiçbir şey beklemeden yapıyorum. gerçekten iyi olmasını istediğim, benden başka türlü bir şey gelemeyeceği için. bizim için, her şey imkansız artık. üzümlü krallık kitabındaki, gerçek hikayesini blogda okudu aslında, o. belki yeni çocuk romanı ile ilgilenmiyor bile olabilir.

bazen de, gerçekten milliyet kardeş dergisi mi oldum, metroda okuduğu romanı mı oldum diyorum kendime.

öyle mümkün ki…

bunca verip, almadan, onuru yerde bırakıp, hakarete uğramak.

hala açıklayamıyorum ben kendime. o ise, bir sürü şeyi yanlış bildiğimi savunuyor hala. anlat diyorum. anlatamadan kalıyor. kim sevdi, seni benim gibi, bir an bile terk etmedim seni, sen de terketmeyeceksin şimdi diyor. valla ben 1 yıl net hatırlıyorum hayatımda olmadığın, ilk mesajı benim attığım ama neyse isa’dan, musa’dan kalan davaları bari artık konuşmayalım, bıktım diyorum.

yan yana olsak, hepsi geçecek, diyor. neden olamadık, neden olamayacağız, kendine sor, diyorum.

artılara bakıyorum:

nöbet geçirmiyorum artık. nerdeyse tam zamanlı bir işim var. yaz geliyor. softball sezonu başlıyor. karayiplere gideceğim. önce bahar var. yeşilin tadını sadece çıkarmayacağım, bu sefer ayrıca iyi olarak görüntüleyeceğim.

bu ve kardeşi de var:

deliriyorum bu heriflere.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.