go on.

uzun uykulara yatınca, yıllardır görmediğiniz bir ülkeye, gitmiş gibi oluyorsunuz uyandığınızda. her şeyi baştan almanız gerekiyor. tuhaf yanı ise, aslında gerçekten de gidiyorsunuz. bambaşka bir dünyaya açıyorsunuz gözlerinizi o dünyada uyandığınızda…

geleceğe gitmiştim. üzümlü krallık’ı yazmışım. en uzak geleceğe dair, ilk seyahatim. inanmayacak kimse biliyorum ama birazını okudum bile. ben bir şey daha yapmışım. yıllardır, astronomik ve parapsikolojik çalışmalarımı da gizlice gömmüşüm, ben kitabın içine. ayrıca, kartpostallar da yeniden çizilmiş. daha çok, bu görsel gibiler:

bu konuda düşünmemiştim hiç ama mantıklı. benim elimdeki kartpostallarından biri, kitap kapağı olabilir anca. yeniden çizilecek görseller. kartpostallar da daha işe yaramalı bu yüzden. çok daha basit bir iş götürmeyi istiyordum kreşteki çocuklara, kendim, kreşteki imkanları kullanarak bir şey yapabilirdim ama altına kitaptan bir şeyler yazmaya ve çocukların eline, kartpostaldaki görsellerle, daha iyi bir kitapçık bastırabilirim.

çocuklar, hatta sadece blake’in kitabı yemesi bile buna değer. umarım beni değil, sadece üzümlü kek’i ısırır. hak ediyor üzümlü kek.

başka şeyler de var, daha önce yazdığım özel şeyleri de içine ekleyebilirim. yani bu kitap, aslında çocuk kalpli’nin hayata bakış açısı. hikaye, sadece üzümlü kek’in zihni üzerinden yazılacaktı ama bu şekilde olursa, aslına ihanet etmiş oluyoruz çünkü gerçekte, ikimiz yazıyoruz.

üzümlü kek’in kucağında uyandım ilk. onu bile zar zor duyuyordum aslında, uyandığım dediğim an bile. o da bana üzümlü kek, diyordu. ah üzümlü kek, sen değilsin bu konuşan, neden unuttun o hapı almayı, hani eşin doğru dürüst veriyordu, diye soruyor.

doğum kontrol hapını, ben kendim takip ediyorum, notlar aldığımdan, olamadığımda çıldırıyorum, 3 gün gecikti ama bu sana kızgın olduğum gerçeğini değiştirmiyor kek, diyorum. kızgınlığın ötesinde bir şey bu şu an, bu sen değilsin, seni küfrederken görüyorum, sen küfretmezsin, en azından benim olduğum yerde, yapmazsın böyle bir şey diye gülüyor.

keşke olmasaydın o iğneyi diyor.

sadece seninle değil, direktör arkadaşımla bile tartıştık, en son telefon kılıfımın kargoda kaybolduğunu ve çıkıp kargocuyu beklemeye ve tartışmaya çalıştığımı söylüyor eşim, üzümlü kek.

ve

senin olduğun yer öyle mi diyerek, ciddi ciddi bakıyorum…

gözleri doluyor.

cuma günü büyük ölçüde silindi. o sabah, doktorumla da tartışmıştım. çok basit bir şey için, onun yüzünden $1200 copay ödeyeceğim. hiçbir şeyde yardımcı olmadı bugüne kadar zaten. hep tartışmalı yardımcı oldu. yazışmamızı okudum da demediğimi bırakmamışım. an itibarı ile ne bir aile hekimim ne de bir psikiyatristim var. belki de böylesi en iyisidir bir süre. kendi kendime, hastalıklar ve ruhsal sıkıntılarla başa çıkmanın bir yolunu ararım.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.