happy mother’s day.

yarın anneler günü olduğundan, bugün bir şeyler yapmam gerekiyordu ve annem, gidip koşmamı istemişti. bir süredir de, kazımaya çalışıyor, sırtım ağrıyor diye işe gitmiyorum ama telefonlardan da kaçıyorum. olayı anlatamazdım. ne yazık ki doping aldım dün gece yatmadan önce. kaslarımı kandırdım. istesem 10 km bile koşacak gücüm vardı ama zorlamadım. güvendeydim. saatten, kalp ritmime sürekli baktım.

onun için yaptım. kimsenin bir şey demeye hakkı yok. ben, annemi çok üzdüm. artık yalan söylemek zorunda kalıyorum. içim ağlaya ağlaya yapıyorum bunu.

bu üstteki resim de, benimle onun, en mutlu fotoğrafı. ben, 4-5 yaşlarına kadar normal bir bebek gibiydim. sonradan bir şeyler ters gitmeye başladı. çocukken, normalde ağlamazdın ama benden başka kimseye de dokundurtmazdın kendini, biri kucağına alınca çıldırırdın der annem hep. sonradan, babam, babaannem, teyzem ve kardeşlerim şeklinde devam etti. sonra bir kişi daha eklendi. bir de eşim.

hala hepsi bu kadar. üzgünüm ama gerçek bu.

kreşte çalıştığımdan beri, hayatımda çok şey değişti. bunlardan biri de, tuhaf bir özgüven kısmı. 2022 yılında, çocuklarla dans eden, bebeklere her türlü şebekliği yapan ve hayatında ilk defa, dilini çıkarıp, fotoğraf alan biri var artık.

evet. bugün bunu da yaptım. dişleri de için işine katınca, çok olmadı. bu arada, evet 60 kg’mın da altına düştüm.

pantolonların, hiçbiri olmuyor. kreşte, yazın basketbol şortu kullanacaktım ama emanet gibiler, herhangi bir ufak çekişte, kameralarda bambaşka şeyler görünecek. bebekler ve 2 yaşına kadar çocuklar, sürekli beni kaldır diye paçalarımdan çekiyorlar. otururken bir kalkıyorum bazen, belimden aşağıya çekiyorlar pantolonumu. tüm gün, izleniyoruz biz. lastikli bir şey ile, büyük sıkıntı yaşarım.

bree ile john geldi ama çok kalamadı. john hastaydı. kustu sürekli. aslında kucağıma alırken, bir ahh ne yapıyorum geçirdim içimden ama çok tatlı, güldüğünde özellikle, dayanılacak gibi değil. yine, kreşte, kusmuk virüsü mü var diye, korktum bir an. kısa zamanda yaşadık. bebekler, çocuklar, veliler, hepimizin, kusa kusa canı çıktı. ben hala, normal yemek yeme alışkanlıklarıma dönemedim.

bugün, eşime, john ile bree geliyor, dedim. john da kim diye suratını asarak sordu. bu sıralar, çok hoşlandığım biri ama bree’yi seviyor, bree de ona aşık, elimden bir şey gelmez, dedim. nefesini tuttu. kim bu john, baştan anlat diye odamdan içeri girdi. john, henüz saçları çıkmamış, emekletmek için deli gibi uğraştığımız, 7 aylık bir melek, dedim. bree de annesi. nerede çalışıyorum ben, kim gelebilir bizim eve diyecektim ki, eski patronum josh’u hatırladım. o da, içip kapımıza dayanmıştı birgün. güldüm.

fuck off childheart diyerek, aşağı kata devam etti.

bree’yi görmek, bana çok iyi geldi!! artık 3 arkadaşım var gibi. becca, bree, christy. bir kaç hediye ile geldi. veliler, bir sürü hediye getirdi, hepsini, iş yerimizdeki dolaba koydum, dedi. çoğu da bebekler ve çocuklar. onlar tarafından sevilmiş olmak, ne güzel şey…

2 haftada ise, büyük değişiklikler olmuş. bazı öğretmenlerin, şu an, benden nefret ettiğine yemin edebilirim ama ispatlayamam. artık her hafta pijama günü var ve tüm öğretmenler de, pijama ile gelmek zorunda. normalde 3 kişi yapıyorduk ve biri gitti. o gidince, diğeri de benim üzerime yıktı. yerel direktörümüzün olduğu bir gün, beni gördü. o da çok sevmiş beni bu arada. bana da hep diyordu zaten ama motive etmek için, herkese söylüyor sandım. sadece bana söylüyormuş gerçekten. bu da hakkımda hayırlı görünse de, iyi bir şey değil. avrupa’dan gelen, kariyerli bir insan yapıyor da, size neler oluyor, burası kreş, demiş. böyle olunca, direktörümüz ve eğitim manager’ımız da eşofman altı ve tişörtle ile gelmiş dün. küçük sınıfların hepsinde pijama giyilmiş ama. gerçek pijama.

çok konuştuk bree ile. teenager çalışma arkadaşımı, pazartesi gerçekten öldüreceğim. bree öyle şeyler anlatamamış ki bana, bugün hepsini söyledi artık hiç üzülmeyeyim, diye. meğer, benim teenager, lead teacher değilmiş. sadece okula kaydolmuş ama hiç gitmemiş. önceki direktörüm harika bir insanmış ama becerememiş biraz. maddy, sadece birkaç referans getirmiş, benim gibi asistanmış, sınıfında çalıştığı lead ayrılınca, geçici olarak görevi devir almış. yeni biri alınana kadarmış ama becky başaramamış birini bulmayı. sonra ben başlayınca, bebekler beni sevince, bana kıyamamış. maddy ilk başta da istememiş beni. kendi yaşıtı biri ile çalışmak istiyormuş. şu an 60 yaşında biri ile çalışıyor. o da gidecek. bıkmış ondan. okulunu bitirmiş, lead aranıyormuş şu an. kick + ban geliyor maddy’e. bana, aylarca yalan söylemiş. ben de hiç sorgulamadım, çünkü ben de yabancısıydım bu dünyanın. bebekler hakkında hiçbir şey bilmiyordum, o biliyor gibiydi. onu da öğrendim, bree ile çalıştıktan sonra. öğrettiklerinin, çoğu asılsız çıktı. zaten okulda da görmeye başladım bazı şeyleri.

bree de, benim ne kadar, kendimi parçaladığımı görmüş ve beni istemiş. inanılmaz bir sevgin ve çalışma azmin vardı, diyor. inan, sadece bebekler ve çocuklar için yapıyorum yoksa evimde değilim, gel 3. yatak odamı göstereyim, 3 yıldan beri düzenlenmeyi bekliyor, diye güldürdüm onu. infant 1′ da, kreşin en önemli sınıfı. en pahalı sınıfı. en çok sorumluluk gerektiren, en zor sınıfı. bebekler sizi sevmezse, yandınız. sabahtan akşama kadar ağlarlar. aileler görüp, gelip hesabını sorar. bebekler, benimle ağlamıyor, eğer hasta değillerse. öyle akıllılar ki, sevildiklerini hemen anlıyorlar.

ne verirseniz, onu alıyorsunuz. karşılıklı da bir alışveriş bu. o yüzden kreşe gidince, iyileşiyorum. win-win bir işim var. kaybedersem aklımı yitiririm.

lakin bree, yavaş yavaş falsolarımı da görüyor. çok değil 2-3 aya, o da, başıma becca olacak. seviniyorum ama. umarım başkası da seviniyordur. allah aşkına, hayatımdaki tek kişiyi sev artık!! sırtımı duyunca, ahh çocuk kalpli, o sırtla bir de snowboard’a devam ettin ve yine mi düştün diye azarladı beni. akşamları ağrı kesici kullandığımı duyunca, bir daha benden saklamayacaksın, birlikte çalışıyoruz, seni hayatta affetmem, dedi. kötü bir şeyimi görmemiş allahtan. etkisi geçince geliyordum zaten, dedim. ciddiye alıyorsun bazı şeyleri ve bu çok hoşuma gidiyor, şu an john’u burada bırakır, her yere giderim, aklım kalmadan diye onure etti.

yarın, annemin yanı sıra, becca’nın da anneler gününe neşe katacağım. buradaki annem gibi. çoğunuz biliyorsunuz zaten bunu.

başta kendim ve üzümlü kek’in annesi olmak üzere, dünyadaki tüm annelere, mutlu anneler günü diliyorum.

lütfen, bugün, büyük biri, olmayın.

çocuk kalpli

ps: eğer gerçekten soru buysa, zamanı da yeri de belli, hangi hayvanların peşinden bile gideceğim belli. belli olmayan tek şey sensin. saklandığın sürece, hiç bir zaman eskisi gibi olamayız. kimsenin, seni tersleyeceği, geri çevireceği yok. seviyorum. yaşadığın şeylerden sonra, bir şeyler bozulduysa, anlaşılır. tabii eğer anlatırsan. şu an, tüm onurumu kırmış, kalbimi parçalamış, beni rezil etmiş, arkadaşlarınla dalga geçmiş ve bunlar için yardım almaya çalışırken, bana, hayatımın nöbetini yaşatmış kişisin.

kalemden çıkmayacağım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.