uçurtma bayramları.

çok mutlu bir sabah. bugün john ve bree gelecek. şuna bak, john’un ismini ilk yazdım. buradan nasıl bir anaokulu öğretmeni olduğumu anlatabilirim. hayat, çocuk ve bebek sesleri olmadan öyle berbat bir yer ki. pazartesi gittiğimde, her bebek ürününden biraz getireceğim eve. kokularını bile özledim. bezlerini değiştirdikten sonra, sürdüğüm yağ ve pudraların kokularını özledim. en çok da sanırım, lucas’ın koşarak üzerime atlamasını özledim. çizgi filmlerdeki gibi koşturmayı öğretttim ona. ilk önce yerinde hızlanıyor, sonra bana doğru koşup atlıyor. bilenler bilir, lucas ilk vurulduğum çocuktur. ikincisi de kardeşi oldu birkaç hafta sonra ama lucas, her şeyin ilkidir. bana anaokulu öğretmeni sevgisini aşılayan ilk çocuktur. eminim, onlar da beni özlemiştir. görünce çok mutlu olacaklar.

ben okula dönüp, onlarla beraber olmanın planlarını yaparken, arka planda ise bambaşka şeyler dönüyormuş. yakın geleceği konuşmak için, aile yemeğindeydim dün akşam. ameliyatı öne sürerek, federal medical leave izni almamı söylediler. ameliyat öncesi moral, sonrasında dinlendirme süreci olmak şartı ile 3 ay gitme, dediler. eylül’de almayı tercih ederim. zaten daha nasıl ameliyat olacağım bile belli değil, her şey yarım yamalak. ayrıca riskli bir şeyse, neden olayım. yazın kampa gireceğiz, ben biraz bebeklerin dışına çıkacağım. spor faliyetlerinin hepsi benim üzerimde. gerçi, bebekler de benimle bree’nin üzerine kalabilir. benden sonra, ilk önce brooke terketti infant 2’yi, şimdi tara ayrılıyormuş. teenager maddy’e, çok büyük mobbing başlamış, terketmesi için. biraz aklı varsa, güzel ayrılır, gelip referans mektubu ister, diyorlar. yani 20 yaşındaki birisi, sürekli insanların kariyerleri ile oynuyor, sorunlarım var bahanesi ile. gerçekten bir yere kadar. brooke’un da kalbimdeki yeri çok özel kalacak. ben neden terkettiğini biliyorum. birgün geldim infant 2’ye, brooke ölmüş, maddy gayet enerjik bir şekilde eve gidiyor. tüm gün beraber çalışmışlar. bottle log listesini aldım. bir baktım ki, hep brooke beslemiş, muhtemelen devamında da hepsinin diaper’ını tek başına değiştirmiş (bana da böyle yapıyordu) aldım log listesini, direktör arkadaşıma götürdüm. brooke’da diğer şubemizdeki direktörümüzün kızı. direktör arkadaşımın bakışını hiç unutmayacağım. gözündeki nefreti, en ince ayrıntısına kadar, gördüm. zaten, çok kötü azarlamış devamında. brooke’a tek dediğim, yapma bunu brooke, anlamaz, anlamadığı gibi ilk eksikte seni suçlar, ben yaptım işe yaramadı, dedim.

biliyorum, demişti.

akıllı kız. 1 hafta geçmedi, kendini başka sınıfa attı. bu hakaret de, benim ne kadar haklı olduğumu kanıtladı. tabii annesi ile konuşmuştur. annesi de brooke da, dünyalar tatlısı insanlar. benim fikrim, brooke’un kendini ezdirmeyeceğiydi ama ne yazık ki, beceremedi 1 ay, en sonunda biz aldık yine elinden.

karayipler için, hala hesabımda oynamalar devam ediyor. kendi haline bıraktım artık ama bir daha 3. parti bir web sitesinden bilet alırsam ne olayım. benim tek anladığım, biletleri $1081’a aldığım ama bu paranın saçma sapan bir şekilde, bölük pörçük çekilmesi. çekilip, yerine konup, çekilmesi. tam manyaklık.

ben bununla meşgulken, başka biletler de alınmış. eşime moraine lake’e gitmek istediğimi söylemiştim. çevresinde, bir sürü göl ve tırmanış rotası var, hazır gitmişken onları da yapmak istiyorum ve babam ölmeden önce, o da bizimle gelmek istiyor, dedi. her şeyi de öyle güzel ayarlamışlar ki, araba ile 2 gün sürüyor alberta, sen direkt uçakla gel git, oldu. 23 temmuz’da da oraya gidiyoruz. 1 hafta kalıyorum, dönüyorum, sonra 1 hafta daha çalışıp, sonra da vermont’a gidiyorum.

medical leave mantıklı aslında ama dediğim gibi, yaz, kreşin en zevkli kısmı. ameliyat olacaksan, kışın ol, soğukta yat uyu evinde.

birkaç gün dinlendikten sonra, çok daha iyiyim. akşamları erken uyudum hep. tekrar bir uyku düzenim var. saat 9 oldu mu, gün içinde uyusam bile uykum geliyor. piaget’in teorisi gibi, çocuklar tekrarlayan davranışlarla öğrenir. öyle uzun süredir, erken uyumaya alıştırdım ki kendimi. uyuyamazsam, panik başlıyor.

uzun uykular, üzümlü krallık demek. hep uyudum kalbinde de. dışarı çıksam, beyninde uyuyacaktım! bu da pek istediğim bir şey değil. 2 kale var ve birisi benim için hiç iyi değil. korkumdan, ne duyarsam duyayım çıkmadım da, çünkü daha önce de çok çıkarıldım ve o kaleye götürüldüm.

bir tarih ve bir yer istiyorum, diyordu. benimle bir yere gitmek isteyen insanlar, inan bana sormuyorlar bile, direkt götürüyorlar beni, böyle bir soru sormuyorsun, git buradan üzümlü kek, zaten ne tarih verirsen vereyim, sen kesin o tarihlerde, başkaları ile başka yerlere gidiyorsundur, dedim.

başka yere giden sensin, dedi.

o yüzden hala kalbinde uyuyorum. zayıf da olsa, kalbim, kalbinin içinde atıyor, öldüren sen olduğun halde…

uyandığımda hissettiklerim ise her aynı: çözümsüz rüyalara, bir yenileri ekleniyor ama yine de huzurlu hissettiriyor ilk uyandığında. 1 saat sonra ise huzur kayboluyor, yerini çözümsüzlüğe ve umutsuzluğa bırakıyor…

çocuk olarak geldiğim dünyadan, çocuk olarak ayrılmaktan başka seçenek kalmıyor…

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.