gear.

num num num num. blake’in karnını böyle öpüyorum. bu sabah ilk işim, kreşe gidip davetiyeleri dağıtmaktı. hem de bree’yi görmek. aslında çok hastayım bugün. ateşim bile var. burnum tıkalı. boğazlarım acıyor ve çok güçsüzüm.

ikinci işim ise, sırt cerrahına görünmekti. kesinlikle ameliyat etmem şu aşamada, çok tehlikeli hatta iğne ile tedavi de aynı riskte, çok kritik bir yerden almışsın hasarı, sakat kalma riskin var, dedi. boynum için de, dün gün almıştım zaten. yeniden gireceğim mri’ya. fiziksel terapi ve ilaç kullanacağım bir süre ama fizik terapimi, sırt konusunda uzmanlaşmış doktor yapacak.

sonra da, yarınki koşu için, numaramı almaya gittim. öyle çok şeyle döndüm ki. çoğuna da ihtiyacım vardı. en önemlileri bedava diş temizletme, bedava masaj ve ücretsiz kürek çekme aktiviteleriydi benim için. koşu için sadece 50$ ödedim, bunların 3’ünü toplasan zaten 400-500$ ediyor. biraz onun için gittim. onun dışında da bir sürü tişört, su kabı, telefon taşıyıcı, şapka, eldiven, gözlük ve tişörtlerle döndüm.

koşu numaram, herkesin malumu. ben bu rakamlardan kurtulamam. ecel gibi takip ederler beni. insanların bu numaralara olan inancı da, gizlidir. burada görünen 31313 rakamı, tesadüf değildir. buna karar veren kişi, mutlaka bu numaraları buraya koymuştur.

peki koşuyor muyum? hayır. sadece yarış öncesi heyecanını yaşayacağım. harika oluyor. herkes toplanıyor ve birleşik devletler marşı söyleniyor, sonra da silahla havaya ateş ediliyor. ilk köşeye kadar koşacağım. ne yazık ki madalyam olmayacak. yine zorlardım ama yarın hava aşırı sıcak da olacak. not worth it.

dün gece hasta olduğum için sanırım, üzümlü kekin kucağında uyandım. uyan dedi üzümlü kek, çok sinirliyim şu an, hiç uyuyormuş rolü yapma, gerçekten canını acıtırım, sabrım taştı, dedi. cevap vermedim. yani kendin sinirli olduğunu söylüyorsun, deli miyim?

sonra etimi sıkıştırıyor, gözlerimi açana kadar. kendimi kurtarıyorum.

koşmayacaksın yarın, diyor. belki de bunu kendi kendime söylüyorum şu an hasta olduğum için, beynim söylüyor üzümlü kek, diye cevaplıyorum. git yarın bana sor o zaman, bak bakalım 4 kere tıklıyor muyum diyor, hem rüyalar ne kadar gerçek, denemiş de olursun.

şu an hasta yatıyorsun. bu yüzden direncin kırıldı ve bana ihtiyacın olduğu için kucağımda uyandın. bana ihtiyacın var. ilk nöbetini hatırlıyor musun? nerede nasıl oldu? ayrıca yarın o doping hormonunu da yeniden kullanacaksın, beyaz suratında sakalların mı çıksın istiyorsun…

italya’da olmuştu. yılın son günü koşusunda. noel tatilimiz mahvolmuştu. ben de mahvolmuştum. son nöbetim de olanların çoğu, o gün de olmuştu. benzer yıkılmalardı. beklenmedik anda gelen nöbetti. gerçi bir kere de yoğun bakımdan çıkınca, böyle kötü geçirmiştim.

bir şey daha konuştuk üzümlü kek ile. sen o acımasız ağustos gününü ve bu son yoğun bakımı unutacaksın, olan oldu, ikisi de konuşulmayacak, ikisi beni de üzüyor, diyor.

keşke üzümlü kek. keşke.

keşke bu kadar kolay olsa. hala kabuslarım da var o acımasız ağustos günü. benim, sana göre, çok hassas bir ruh sağlığım var.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.