sen canımı yakmaktan hoşlanıyorsun.

hayatımın yastık izi ile uyandım. ayılarım ve yatağım bozulmamış bile. bayılmışım yorgunluktan. geceleri antipsikotik de alıyorum artık zaten. rüyalar azalıyor. bugün de uyanamıyorum. dinlenmem de en iyisi. tüm hafta çalışacağım.

yine de üzümlü krallık’ta uyanıyorum, venüs vaktinde. üzümlü kek kızgın ama kızmayacağım çık dışarı diyor sert bir sesle. sen içeri gir, çok yorgunum diyorum. giriyor. konuşmak istiyor ama sadece uzanalım, sabaha üzgün kalkmak istemiyorum, diyorum.

hayır çocuk kalpli, konuşacağız, konuşmamız gereken çok şey var.

gerçek hayatta konuşmamız gereken şeyler var üzümlü kek diye kızıyorum. şu an kızgın olması gereken benim, sana koşma dediğim halde koştun, buna sevindim ama yine de sözümü çiğnedin çünkü artık bree var, diyor üzümlü kek. bree, yarın gördüğü yerde beni öldürecek, o da mutlu değil inan, diyorum.

bree de kim oluyor, daha 2 aydır tanıyorsun!!!

bunu öyle bir diyor ki, canımı yakmayı sevmeyen birisi diye kızarak cevaplıyorum ama aynı zamanda ödüm kopuyor. hapsedilmeye çok yakınım çünkü. en az 10 yıl hapseder beni normalde bu tür cevaplarla. yapmayacağım korkma, diyor ama sabrım sonlarda…

anlamıyor musun, ödüm kopuyor artık üzümlü kek, o maili hiç yollamamalıydın, defalarca kendimi öldürmenin planlarını yaptım, beni tuzağa düşürdün, bunu ne yazık ki yaptın, ne kadar ümitlenmiştim 1 yıl önce, 3.05’lerden sonra özellikle, neler duydum senden, aramızdaki şey biraz da olsa uhrevi sanıyordum, hayal kırıklığına uğradım ama senden önemli değildi, kabul edemiyorum, tüm umudumu da kaybettim, dediğim gibi noel’de gelmeni beklesem yaz gelecek, yazı beklesem noel, ne sesin ne yüzün, yıllar bir bir elimden kayıp gidecek, tam 3 yıl, bir odaya kendimi kapatıp, gece gündüz sevdim seni ama teşekkürün korkunçtu

sen de o gün bana kötü şeyler söyledin, beni kovdun, eşyalarımı kırıp attın, diyor.

sonra hepsini attığım yerden aldım üzümlü kek, hala ayınla uyuyorum, beni sakın kendinle karıştırma, ben böyle duygulara 1 günden fazla sahip olmadım hayatım boyunca, öyle bir rezaletle karşılaşmadım, beni rezil etmişsin, bana hiç aşık olmasan bile böyle bir şeyi kimseye anlatamazsın ya da isim vermeden anlatırsın, bir onurum vardı üzümlü kek, bir onurum vardı, tanrım sen çok kötü şeyler yaptın, neden ailenin o kartpostallardan rahatsız olduğunu söylemedin, tanrım nasıl heyecanlarla uğraştım onlar için, diye ağlıyorum.

gidemezsin, ne olursa olsun gidemezsin, bree’yle boşuna yakın ilişkiler kurma, öncekilerde de heyecanlandın ama hepsinde geri döndün, bunu sakın unutma, diyor.

bree farklı. o bir anaokulu öğretmeni ve gerektiğinde benim de öğretmenim oluyor. çocuklarla nasıl iletişim kuracağı konusunda profesyonel. ben de profesyonel bir çocuğum. bree’ye her zaman ihtiyacım var. kalbim acıyınca, onlara gidip, bree’nin kanepesinde uyumak istiyorum. bunu yapabileceğimi, bana bebek gibi bakabileceğini, o söyledi. ben de çok sevindim. çünkü sevgiye, birilerinin beni sevmesine ihtiyacım var. marsh yeterli değil. biz daha çok arkadaş gibiyiz. evin farklı 2 katında yaşıyoruz. annem, babam, kardeşlerim yanımda yok. yapayalnızım. bree’ye ihtiyacım var. becca’ya olduğu kadar. son haftamız beraber çalışarak. içim kan ağlıyor. keşke bir mucize olsa da gitmese. dün, direktör arkadaşımla konuşmaya kalktım ne olur bir şeyler yap diye. sen sormadan yaptım çocuk kalpli, dün ofisime çağırıp konuştum, dedi. gitme demiş, çocuk kalpli ile çok mutlusunuz o sınıfta, çok tepki veriyorsun, seni seviyoruz. bree ise, infant’tan çıkıp preschool almak istiyor, bu da imkansız çünkü christy başka birilerini işe aldı bile bunun için. okulun en özel sınıfında, ne gerek var buna, işinde de gayet iyi diye düşünüyor. yani patron o, ne derse o, bree’nin bu kadar profesyonellik dışı davrandığına inanamıyorum. bree de, 3 yıldır infant alıyorum, bunaldım diye düşünüyor. ikisi de haklı. insanların tercihlerine de bir şey diyemezsin. ikisi de sevdiğim arkadaşım, biraz ortada kaldım aslında.

zor bir hafta olacak. karayipler’e gidebilmek için, tüm hafta çalışacağım. zaman bulursam, drone denemesi de yapacağım, aldık ama daha kumandasına bile dokunmadım. belki yarın çekerim, şu an yeşil ve çiçek çılgınlığı var.

hayat güzel aslında, sadece bazen çok üzücü…

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.