kennedy time.

dinlenmeyi başaramadığım bir hafta sonu daha. dün, gittiğim yerlerden bir türlü çıkamadım. birazdan da hazırlanıp, vaftize gideceğim. onun da sonrasında, ev partisi var. eşimle dün tartıştık. hafta içi onlarlasın zaten, şimdi bir de hafta sonlarımı diye, kıyameti kopardı. üzümlü kek de, çok kızgındı rüyamda, o, kıyametin, daha beterini kopardı. aslında ben olmalıydım ama olamadım her zamanki gibi. bu sabah da onaylamış dün gece konuştuklarımızı. benim hayatım böyle bir şey.

geçen hafta doğum günümde, mackenzie ve kennedy kardeşler bana bu hediyeyi getirmişti. aslında mckenzie’yi hiç sevmiyorum, deli ediyor beni kreşte ama kennedy ile çok uzun hikayemiz. 3 aylıkken, tanıştığım, sabahtan akşama kadar ağlayan bir bebekti eğer kucağınıza almazsanız. bree ile, birbirimiz için dua ediyorduk. sonra tek derdinin, mobil olamamak olduğunu fark ettik. emeklemeye ve tırmanmaya başlayınca, rahatladı. sevdik de. çok sevimli şimdi. her gün onu, kennedy saati oldu mu ya, hiç farketmemişim, saat 9.00!!! kennedy zamanı!!! diye kucaklıyorum. bana bu hediye ile gelmişti, doğum günümde. onu kullandım dün.

ablası mckenzie’nin doğum günüydü. yalvardı gelmem için ama gittiğimde, yüzüme bile bakmadı gerizekalı çocuk. doğum gününü kutlayabilir miyim, sana hediye getirdim dedim, aynısı bende var diyip, kafama geri fırlattı.

doğum günün kutlu olmasın o zaman mackenzie.

annesi çok mahçup oldu ama ben nelerle karşılaşıyorum kreşte. kafama devasa lego bile yedim. hatta bir kere de kamyon fırlatıldı. bazı çocuklar, ne yazık ki böyleler. çok kalmadım orada. bree vardı ve üzümlü kek, bunu yasaklamıştı. yavaş yavaş çekiyordum kendimi. ondan önemli değil ama acıdığını bilmesini çok isterim.

sonra direktörümün evine geçtim.

gider gitmez, ben bahçede iyiyim, eve girmeyeyim hareketlerim ile kızdırdım biraz onu. içeri gel, yılanları yatak odama sakladım diyince, girdim ama soğuk soğuk terliyordum o sırada. hayvan her yerden fırlayacakmış gibi hissediyordum. 1-2 saat boyunca, böyle bir şey olmadı. yedik içtik, kreşten 1-2 kişi daha geldi ama herkesi çağırmamış christy. çok şaşırdım açıkçası. oturduk muhabbet ediyoruz. başka bir öğretmenin kızı, aldı yılanı masaya, annesine getirmeye kalktı. en ufağını getirmiş ama iki avucunun elinden yine de taşmış gövdesi. yüzünü görmedim hayvanın. o anki halimi, yazarak anlatamıyorum görmediğim için. sadece, christy’nin, çocuk kalpli bana bak, konuş benimle diyişlerini duyuyorum. tüylerim diken diken olmuş. siyah gözbebeğim genişlemiş.

içeriden eşine, sert viski shot’ı doldurtmuş. bana da yuvarla bunu bir yudumda, dedi. yuvarladım ve sakinleştim. yani sarhoş olmak için, içmedim. sakinleştirici olarak aldım. sonra da, araba kullanamayacağımdan akşam 8 gibi ayrıldım sanırım. ayıldığımı iyice anlamak için, scooter kullandırttı. sarhoş oldum ufak bir shotla bile. 7 yıldan fazla olmuştur viski içmeyeli. bugün bile uykum var.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.