hiçbir gizem, uzaktan keşfedilmez…

kapıma sadece 5 tane yazılı kalp bırakıldı. asistanım sam’e bile 7 tane vardı. sam’den bana yok tabii. çok şaşırdığım insanlar da oldu. bana yazmayan. hiç hesapta olmayan 1 kişiden kalp geldi mesela. aslında kim olduğunu düşününce, her şeyi öyle açıklıyor ki. biyoloji okuyan, 4. sınıf öğrencisi biri. başarılı da bir sporcu, muhtemelen ailesinin durumu da iyi. mutlu biri. ashley ve kıskançlıkları umrumda değil, sadece 20 yaşındaki o kızlardan hiçbir farkı olmadığına üzülsün. gerçi bana göre çok yok. sadece 2 yıllık bir bölüm okumuş. 30 yaşında hem de. bir şekilde ortamda eğitim menajeri olarak geçiyor. ne düşünmem lazım bilmiyorum. düşünmemek en iyisi sanırım. zaten eli kırık, hamile olduğu için de röntgen çektiremiyor. aslında, kimin ne olduğuyla, gün itibarı ile ilgilenmiyorum. bree’ye bile 1 gün üzülmedim. ona mı üzüleceğim?

gülerim ancak…

zaten, öyle bir acım var ki, bunların verdiği zarar, 1 gün bile sürmüyor o acının yanında. bree, eminim çok şaşırmıştır, bu tepkisizliğime. tam bir aptalmış. biraz aklını kullansa, sorunun direktörümle arkadaşlığımız olmadığını anlardı. ben, onunla olan kavgalarının, birini bile duymadım mesela. hala da bilmiyorum ama christy, çocuk kalpli çok üzülecek, bir kere daha düşün istersen yazdığını biliyorum. mesajı gösterdi bana.

bir şeyler bulup, belki biraz daha iyi hissederim dediğim insanlardı sadece. bree de öyleydi. belki de, üzümlü kekin de umrunda değil. rüyalardan bu konulara, çıkarım yapmak da çok doğru değil ama elimde sadece rüyalarım vardı. başka hiçbir şey bilmiyordum. belki birkaç seyahat. sadece bu. bir de emanuel’in, ilk yaşadığı ülke hakkındaki bilgileri. yani, gerçek hayatta tek bir şey bilmediğim biri hakkında, eminim çok yanlış ithamlarda bulunmuşumdur ama bu o kişinin, yaptıklarını ne olursa olsun, hiçbir özürsüz, affettirmez. geçmişimde yanlışlarım var evet ama, bu kadar acımasızca ve rezilce de şeyler yok. yani bir insanın, yeni açacağı instagram hesabını bile bloke edebilecek biri varken karşınızda ne yapmalı? tüm bilgisayarım, telefonum hacklenmiş durumda. ne yapayım? 20 yıllık apple geçmişimi mi sileyim? utanır, bir yerde durur sandım. asla bitmedi. asla.

gece uyandığım anlardan bile haberi var. ne zaman yattığımın, ne zaman kalktığımın…

o kişinin bilinç altımla oynaması, ne gibi bir suç sayılır, onu bile bilmiyorum. tanrı katında, umarım cezası ağır değildir. bu 1 raundluk oyun değil zaten. aynı oyun. oynanmaya çok eskilerde başlanmış bir oyun. gidip gelip, kendini hatırlatmış. hatırlayıp yanına gitmişim. bloke etmiş. bu nedir? nasıl bir hastalık bu? nasıl bir psikopatlık?

tek bir round olmadığını çok iyi biliyorum. zaman yolculukları yaptım. %100 kanıtlayan birkaç farklı ana. çok akıllı biri olmayabilirim ama uyuyunca, bazı yeteneklerim var. inansa da inanmasa da. zaten yaşananların, mantığı da yok. yani sonra, kendime sordum. 2-3 ay unutup, devamında bana onu hatırlatan şey neydi? kendisiydi! çünkü ben, hayır cevabından, gerçekten anlayan biriyim.

7 yıl boyunca hayır, dendi. ben anlıyordum. her seferinde gidiyordum. bir süredir, saçma sapan tıklamalarla hayır deniyor. ee anlıyorum? tamam hayır!!!

yeter anladık!!!

3,5 yıldır düşmediğim yer yok. bırak yoluma gideyim…

son rezalet. istiyorsam bile ki, hala bilmiyorum isteyip istemediğimi, o geceden sonra, ödüm patlar tabii! eskiden 100 kere korkuyorsam, şimdi 1000 kere korkuyorum. çok daha masum olmalıydı. aklım çıktı. artık kendi duygularıma dönmek istiyorum. olduğum şeyi de seviyorum. bir ömür böyle bitebilir. hiç sorun değil. böyle de bir çok güzellik var…

aslında bunca şeyden sonra bile, hala affedeceğim, dedim ama gelen giden olmadı. tek söyleyebileceğim, benim çok daha kötü durumda olduğum. 7 yıl öncesinden bile, daha beterim psikolojik olarak. dün kendime, keşke sadece 2015’teki ağustos acısıyla kalsaydı, dedim.

acılarıma, acı kattım.

ne gerek vardı ben de bilmiyorum.

iş yerinde, en zor haftamdı. bebeklerin ve çocukların sıkıntı çıkarıp, iş arkadaşlarınızın yardım etmesi gerekir. iş arkadaşlarınızın yaptığı, her türlü pisliği, tek sarılışta onarıyorlar. ağlamaları, ilk 3 aydan sonra, normal bir sesmiş gibi gelmeye başladı zaten. hiç rahatsız etmiyorlar. aç değilseler, hastalarsalar ve sevgiye ihtiyaçları yoksa, zaten ağlamıyorlar.

bugün, içim parçalandı ayrılırken. istemiyorlar eve gidişimi bile. kıyamet kopuyor ben giderken. hisleri var. tatile gittiğimi anladılar sanki, özellikle de blake anladı. yerlere yumruk attı ben giderken.

bu çocuk benim için çok farklı. keşke pazartesi meşgul olmasam da, kreşe 10-15 dakika uğrayabilsem ama o gün, hiçbir şeyin mümkün olmadığı birgün. eşimin annesi, benimle farklı bir uçakla ayrılıyor ama ikimiz de minnesota’da buluşuyoruz, calgary uçuşumuz için. onu havalimanına bırakmam, oradan kuaföre gitmem ve kendi uçağıma yetişmem gerekiyor. tabii valizimin de hazır olması.

neyi unutacağım bakalım? kesin bir şey unutacağım da, ondan yazıyorum.

umarım başarırım, kanada’ya girmeyi. o gölü gerçekten görmek istiyorum. birazcık tırmanıp, yukarıdan da görmek istiyorum. sanırım 5-6 saatlik bir tırmanış ama neden olmasın.

kaybedecek çok şeyim yok artık. onsuz, zaten dayanamayacağım ama onu kesinlikle terk ediyorum.

hiçbir gizem, uzaktan keşfedilmez. ay bile, keşfedilemedi…

çocuk kalpli

6 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Burcunuzbenim dedi ki:

    Umarım kanada da o gölü kendi gözlerinle görür ve huzuru hissedersin! Huzur hep seninle olsun çocuk kalpli 𓆉︎𓆉︎

    Liked by 1 kişi

    1. Çok teşekkür ederim. Umarım. Gün itibarı ile gitme isteğimi kaybettim aslında. Sadece uyuyorum evde, hazırlık bile yapmıyorum.

      Liked by 1 kişi

      1. Burcunuzbenim dedi ki:

        Hazırlanmalısın kendin için bir adım att mutluluğu kucaklaa, ben buna inanıyorum ♕︎

        Beğen

      2. Bunları, kendime söylememden oluşuyor zaten hayatım. Tekrar tekrar deniyorum, doğduğum günden beri. En son, Ekim ayında, harika bir enerji yakalamıştım. Yeni bir kariyere başlamıştım, kreş tam ait olduğum yerdi, üniversiteye yazıldım, spor yapmaya başladım, hatta bununla ilgili bir işim daha oldu. Şubat ayına kadar, çok sevilen biriydim ama o zamanlar 35 yaşın üzeri, çok insan vardı. Onları hep, bıraktırttı Christy çünkü iktidarı sarsıyorlardı. Sonra hep gençler kaldı. Yani yüksek bir çoğunluk 20-25 yaştan oluşmaya başladı. (Maddy her zaman en kötüsüydü benim için ama diğerlerinin de çok bir farkı olmadığını anladım yakın zamanda) Onların hiçbiri beni sevmedi. Hayatımı kıskanıp durdular.

        Tam o sırada da, hayatımın en kötü anlarından birini yaşadım. Rezalet ötesi bir olay. Ancak, filmlere konu olabilecek cinsten. Hastayım, gel, diyor. Beni çağırıyor diyorsun, o an her şeyi göze alıyorsun, arkadaşlarından birine, ya oraya geliyorum ama bana yardımcı olur musun bulmam için diye soruyorsun. Normalde, bu kişinin benimle ilgili hiçbir şey bilmemesi gerekir. Seninle dalga geçip, seni iğrençlikleri ile kusturuyor, alay ediyor. Bir de, onunla yaptığı iğrençliklerden bahsediyor. Aslında, adamın hali zaten sıkıntılı, ona yazacaksın ama hangi hesabı açarsan aç, ona ulaşamama seçeceğini kullanmış. O denli bloke etmiş seni.

        Çıldırıyorsun sinirden. Sabah da ondan bir mail geliyor. Ne hakaretler var içinde. 7 yıl sonra, seninle ilk defa konuşuyor. Kalbini ve onurunu kırmış, seni kandırmış, 7 cihana rezil etmiş ve sanki bunu, kendisine yaşatmışım gibi bir mail okuyorum.

        Bu olaydan önce de, bambaşka olaylarını keşfediyorum o kişinin. Yani sevmediğimden değil ama unutmama hiç izin verilmemiş, kaçmama hiç izin verilmemiş, sadece bir deney faresi gibi hissediyorum kendimi ya da yazılım programı.

        Hem hayatta, hem krallık’ta elin kolun bağlı. Kaçmana imkan yok. Rüyaları kodlamış. Orada daha güçlü sonuçlar alıyor. Hayatta ise, bilgisayarından telefonuna kadar, her yeri hackletmiş. (Şu an bu mesajı yazıyorum mesela, o her tuşa bastığımda benimle birlikte okuyor) En ufak bir şansın yok, hatalı bir şey yazmak için. Özelin de yok.

        İnsanlık Suçu. İkimiz de Birleşik Devletler vatandaşı olsak, hayatı boyunca hapse girebilir. O denli korkunç bir suç. Doktorum, sürekli dava et, diyor. Böyle bir şey yapmam – yapamıyorum. Bir blog var, yazdığım. Başka hiçbir kimsem yok, şu konuyu konuşacak.

        O yüzden, ayrılmak istiyorum artık. Terk etmek istiyorum. Elimden gelen her şeyi deniyorum.

        Yoksa elinde kalacağım, öldürecek beni.
        İlaçlarımın dozunu yüksek aldım dün. O biraz daha iyi hissettirdi ama hala kötüyüm. Birkaç güne ihtiyacım var. Gerçi Kanada’ya alınmazsam, hepten çıldırırım diye düşünüyorum.

        Neyse, çok komplike ve ağır bir şey yaşadığımdan, bu denli uzun bir yorum yapmak istedim. Kendim için, adım atıyorum ama azıcık gitsem, ayağıma çelme takılıyor…

        Çok teşekkür ederim.
        Sevgiyle.

        Beğen

      3. Burcunuzbenim dedi ki:

        Major depresyon dönemini iliklerine kadar yaşamış biri olarak sana şunu söyleyebilirim, bu hayatı terk etmek için ani bir olayla kötü bir deneyim yaşadım sonrasında ise hayat güzelliklerle geldi. İnanır mısın tanrı neden beni sevmiyor diye ağlamışım bağıra çağıra. Seni gerçekten çok iyi anladığımı bil isterim. Hatta keşke Çanakkale ye gelsen de sana en sevdiğin kahveden ismarlasam. Bu hayatı iliklerimize kadar yasayıp yorumlasak. Belki bir gün denk düşeriz. Bir çok rahatsızlığımız benzer biliyorsun. Ben inanıyorum ki güzel noktalarda olacağız. Bilmiyorum işte, öyle hissediyorum, öyle diliyorum. İnan bana hep dileklerimin arasındasın. Hiç tanısmadik belki ama hep kalbime dokundun. Sen kalbe dokunan bir insansın. Kalpsize ne anlatsan boş. Şunu bilmeni isterim. Buralarda olmadığım zaman bile takibindeyim. İyi olmanı hep diliyorum. Sen mutlu ol çocuk kalpliiii. Başaracağız inan bana.

        Sevgilerimle! ꨄ︎ꨄ︎ꨄ︎

        Liked by 1 kişi

      4. Ben aylardır böyleyim. Çevreme öfke saçıyorum, çünkü çok mutsuzum ve yalnızım. Bebekler ve çocuklar hariç, nerdeyse kimsem yok. Eşim ve Becca yeterli değil. Hafta içi, onları hiç göremiyorum bile. Eşimin suratını sadece yemek yersem görüyorum ve son zamanlarda yemek yemiyorum.

        Çok teşekkür ederim sıcak yorumun için. Çanakkale’ye hep gelmek istiyorum ama bir türlü başaramıyorum. 5 yıl okudum ben orada. Her köşesini bilirim, eminim değişen şeyler vardır ama genel aynı kalmıştır.

        Güzellikler her gün geliyor bana ama benim umrumda olmuyor. Kalbim çok kırıldı. Yukarıda yazdıklarımı nasıl unutacağımı bilmiyorum. Unutmak için çok güçlü tedavi denedim, sonunda nöbet geçirdim, kusmuğumda boğuldum bu sefer. Kalbim durdu.

        Bunlar, bir insanın diğer insana, yaşatmaması gereken şeylerdi.

        Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.