lost.

sabahtan beri, bir kez yatağımdan çıkmadım. bir güç gelse de, çıksam diyorum. uyuyorum, uyanınca düşünüyorum. aslında kreşte aldığım cezayı hak ettim. direktörümle konuştuk. seni en başından tanıyorum, sana bir şey oldu şubat ayından sonra, en ufak bir şeyde, kıyameti koparıyorsun, diyor. biraz da teselli etti. başkalarının aynı veya daha ağır cezalar aldığını söyledi, isim vermeden. ashley ile kavga etmeseydin, ben yine vermezdim, diyor ama gerçek şu ki, ashley geldiğinden beri, beni gerçekten sevmedi. eninde sonunda, tartışacaktık hafif de olsa. çalıştığım yerdeki insanlar da kötü. eğitim, sadece formal yolla alınmaz. non formal olanı da vardır. yani aileden, çevremizden aldığımız da var. ikisi de yok kreşte. yani olmayan çok kişi var. kapıların girişine, cvlerimiz yazıldı. en güçlüsü benimki. sadece birleşik devletler’de doğmadım. her gün itibar kaybeden, bir ülkede doğdum.

ben, gerçekten, çok kötü durumdayım. şu an kanada’ya gitmem değil, akıl hastanesine yatmam lazım. ciddi bir sürede orada kalmam. hatta subat’ta fmla almam ve yatmam. üstelik, bir sırt problemim de vardı. onu bahane edebilirdim. şu an çok yok ağrım çünkü hiçbir zaman, sıcakta olmaz. yazlar, her zaman daha rahat geçiyor zaten. sorun, hava soğuyunca başlıyor. gerçi bazen, klima da çarpıyor.

eşimin annesi geldi sabah. günde 2 kere görüyor beni. ilaçlarımı veriyor. becca da baskın yapacak, hiç ummadığım bir anda. bir kere beni, bira içerken yakaladı.

evden kesinlikle çıkmam ve yiyecek bir şeyler bulmam lazım. açlıktan öleceğim. iştahım, üzülünce, kapanıyor. geçen hafta, o kağıt elime verildiğinden beri böyleyim. bir daha düşmanca ortam yaratmamak adına imzaladığım kağıt.

olanlar karşısında, hayatım boyunca, doğru tepkiyi veremedim, haklı olsam da ama böyle bir şeyi, üniversitedeyken de almıştım. hayatıma olumlu etki yapmıştı. kötü sandığımız şey, her zaman kötü değil.

rüyamda, kucağında uyandım. hemen gitmek istedim ama bir eliyle, doğrulamamamı sağlıyordu ve ağlıyordu. asla, dedi. ağladığını görünce üzüldüm ama ben de dün gece çok ağladım. sonra o kucakta uyudum, uyanıncaya kadar. konuşmak istemiyordum. yüzüm ona dönük değildi. kucağında ilk defa, yüzüm yere bakıyordu. sırtımdan bastırdı. sanki kucağında ölmüştüm. öyle bir pozisyonda, uyuyordum.

sabah uyandığımda ise, tamamen kaybolmuştum.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.