this buddy belongs to blake.

bir yandan valizimi hazırlayıp, diğer yandan, içimden kavgalar ediyorum. ilaçlarım iyi gelse de, daha sakinleşsem de, aldığım cezayı, bir türlü kabullenemiyorum. benimle olan kişisel problemlerini, iş etiğime yansıttı. benimle bir problemi olması da garip, geldiğinde, kimse onu adam yerine koymuyordu. ben, saygı duydum. yani ne demek, üstüne saygı duymamak zaten. böyle bir şey mümkün mü? aslında bizim kreşte mümkün. kimsenin onu saydığı yok.

iki not. ilki, samimi ve içtenken. diğeri sadece yazılmak için yazılmış. hiç yazmasan daha iyiydi. çünkü görevim zaten yazdığın. bunu söylemese de ben biliyorum. diğeri, gerçekten kalbini koymuş. bu bahsettiğim, üniversite öğrencisinin notu soldaki.

aradaki fark, uçurum.

çok ciddi bir aşağılık kompleks sorunu var ve bunu, özellikle de başarılı ve zengin insanlara yapıyor. warren, slone, leo kardeşleri okuldan kovdu. 2 saat toplantı yaptı onlarla ve kovdu. adam da, bu işi mahkemeye götüreceğini söyledi. götürür o adam. çünkü hayatında ilk defa böyle bir şey yaşadı. gücü de vardır açıkçası. eminim senatoda adamı da vardır. bizim bile var ki, bizim nasıl var, ona ben de şaşırıyorum bazen, bu adam, şehrin en zenginlerinden birinin oğlu. bir çocuğu, plastik çatalla arkadaşını yaraladı evet ama, kreşteki çocukların hepsinde sıkıntı var. sadece onun oğlu değil ki. en basiti lucas. arkadaşlarını öyle kötü ısırıyor. blake de başladı 2-3 aydır. o da ısırıyor. her gün, diğer çocukları, morartılarla gönderiyoruz eve. ne yani, bu çocuklar geleceğin seri katilleri mi?

adam diyor ki, biz buraya neden veriyoruz bu çocuğu, neden bu kadar para ödüyoruz, eğitin diye. bir sorun daha vardı ki, slone’un süt şişelerinden, etiket yazılmayanı vermedik. benim bebeğim açlıktan kıvrılsın diye mi para ödüyorum, gelip etiket yazmamızı istediğiniz gün, şehir dışındaydık. ne biçim insanlarsınız.

adam burada haklı, insanlık ölüyor o an ve eminim, bir ton yanlışımızı da görmüştür azıcık kameralara bakıyorsa. neyine güvenip kovdun? bu var ya, belasını, bu adamdan bulacak. adam, çocuğunun dosyasında bu lekeyi de istemez. mahvedecek bunu. giderken de bunu yapacağını, açık açık söylemiş.

ben de sevmiyordum adamı, zengin egosu ile dolaşan biriydi ama çocuklarının hatrı vardı. ayrıca ben, ashley’in çocuklarını da seviyorum. geldiklerinden beri, bir an olsun, sevgimi üzerlerinden eksik etmedim. annesi ayrı, onlar ayrı.

ayrıca dediğim gibi. okulda kimler kimler var. hepsine sabrediyoruz. bu çocuk mu sorun oldu? basit bir terapist ile, kolayca çözülecek bir sorundu. eğitemiyorsak neden para alıyoruz bu insanlardan?

benimle de aynı bu adam gibi, sorunlar yaşadı. ben yapamam, elim kolum bağlı. blake’i de, lucas’ı da bunların eline bırakamam. onlar gidinceye kadar, belki de 5 yıl çalışırım. lucas’ı veya blake’i okuldan atarsa, o gün istifa ederim ama. kreşin huyu böyle. sevimli çocukları, bebekken şımartıyoruz. sadece ben yapmıyorum, herkesin var. ondan sonra da, o çocukları durduramıyoruz.

bir hatası daha oldu. herkesin favori bir çocuğu vardır. brooke’un da, onun çocuğu henry’di. çok mutluydu toddler 1’de. onu, kıskandı mı artık ne yaptı, two’slara gitti brooke. kendini bir anda orada buldu. çok mutsuz brooke. ihanete uğradığını düşünüyor. brooke’un annesi, kardeş okulumuzda direktör ve çok tatlı bir insan.

çok büyük oynuyor. bunlar patlar.

bunu da istiyorum açıkçası.

bu arada, ben diğer işimi bırakmadım. baharda arandım da. çağırdı beni oradaki direktörüm. yeni planları konuşacaktık. çocuklarla futbol, basketbol oynamaya devam edecektim. 4’te toplantım vardı. o gün direktör arkadaşım, işleri buna bırakmıştı. 4.30 olduğunda, beni hala eve yollamamıştı. normalde 4’ü beklemiyorum ben.

şimdi aranmıyorum. en son mail attım, ilk boşlukta seni arayacağım diye ama o boşluğu 2 aydır bulamadı ve o iş, resmi işti. cv’mden kaldırmak zorunda kalacağım şimdi.

neyse, valizimi hazırlamayı bitireyim bari. çok soğukmuş banff. hem dağ hem de rüzgarlı, kanada genel olarak bizden daha soğuk bir yer zaten. ince şeyler, getirme dedi eşim. kış montu ile gideceğim. 0 derecede tırmanacağız sabahın 3’ünde. donarız.

bunları, ilk kez kullanacağım için biraz heyecanlıyım. evet çanta, şu anda sahip olduğum çantanın yenisi, montun da rengi değişik sadece. kışın yırtılanı geri gönderdim, yerine bunu aldım. yani ufak bir kazada yırtılması tuhaftı. gerçi ufak dediğimiz kaza, ikimizin de aylardır canını sıkıyor. boynumda fıtıklarım varken, tam da sırtımın ortasında var şimdi bir tane. şu an acıyor hatta.

her şeyi bir an önce bitirip, video oyunu oynasam biraz keşke. kuşlarımı da yakalamam lazım. bonnie hemen geliyor ama magic hala korkuyor benden. bebekken, biri canını yaktı bu hayvanın kesin. nefret ediyor insanlardan.

hayat böyle bir şey. yeri geliyor, oyuncak bile sahibinden nefret ediyor. çocuk onu sürekli hırpalayınca, birgün oturup ağlıyor artık. oyuncak olduğuna pişman oluyor.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.