moraine lake.

dünyada görmek istediğim yerlerden biriydi. tatil planın, her kalan diğer kısmı, bu yüzden umrumda değildi. hedefim burasıydı. zaten tatil planımız diye bir şey yok. eşimin babası, öyle karışık ve sadece kendine göre planlar yapmış ki, her dakika yeni bir şeye şaşırıyoruz. sadece şunu söyleyebilirim, yarın son kalacağımız, shadow gölündeki kabinlere ulaşmamız için 14 km tırmanmamız gerekiyor. hep beraber. yolda eşim bizden ayrılıp, 42km çıkıyor ve en sonunda kamp alanında buluşuyoruz. kaldığımız yere giden, araba otobüs gibi bir şey yok. kesin bilgi. orada da, internetim tamamen şansa kalmış bir durumda. web sitesinde, günlerden perşembeyse, rüzgar yoksa, bir de elinizde kahvenizi yudumluyorsanız, 3. günün şafakta doğuya bakın, tarzı bir açıklama var.

dün gece, çok komik ve gürültülü şeyler oldu. eşimin kardeşi, evin dışında kaldı. köpek ve kuşlar içeride, telelefonu ve kimliği olmadan. ev de yeni ev. komşularından, o olduğunu belgeleyebilecek kimse yok, anahtarcı da, polissiz gelmiyor. yakınlarımıza ulaşıp, 2. kata çıkacak merdiven arıyoruz buradan. köpek korkup ölebilir. acıkıp, benim kuşları yiyebilir. hayvan sonuçta. nereye kadar aklı çalışabilir. acıkırsa yer. kardeşimin köpeği, battal bey’i yiyordu bir keresinde. ağzına tekme atarak, aldım kuşumu ağzımdan.

ben artık yorulup bıraktım. saat de, yatma saatimi geçiyordu. krallık’ta kıyamet kopacaktı. ölü gibi uyumama rağmen, sabah 3’te kalkamadım. 6.00 gibi ancak çıkmıştık. moraine gölünün de, sabah erken saatlerde, güzel olduğunu, türkiye’de tırmandığımız kaçkar dağından biliyorduk. koştur koştur yola çıktık ama ne yazık ki, park 6.30 gibi dolmuştu. servisi bekledik. 7.30 civarları ilk fotoğraf çekildi. kötü değildi ama daha iyi olabilirdi. kimse yokken, kano da yapabilirdik.

kamerayla uğraşamadım bir yerden sonra. zaten iyi ki de, eşime bırakmışım. farklı kayalardanda, fotoğraf açısı deneyince, çok kötü düştüm. telefonumun camı yeniden kırıldı. en son kullandığım ayıcıklı su şişem de, boydan boya çizildi. ben de biraz hırpalandım. moraine gölüne de, izimi bıraktım. birkaç fotoğraftan sonra oturdum müzik dinlemeye başladım. 1 saate kadar oturdum burada:

kendimi dinledim. kalbimi dinledim. gerçek bana, ulaşmaya çalıştım. çok basit bir şey geldi aklıma. notu aldığım, toplantıyı şöyle başlatmıştı direktörüm: o da senin patronun biliyorsun değil mi? yani o gerizekalı gidip, banane bananee ben de patronum, demişti. sonra durumun, aslında çok komik olduğunu fark ettim. boşuna üzüyordum kendimi. zaten, hep orada çalışamazdım. eşimin babası da, not, resmi bir ingilizce ile yazılmamış bile, zor anladım ne olduğunu şeklinde cevap verdi. ben de çok iyi anlayamadım ama olayı biliyordum. neyse artık. geçti gitti.

sadece 9 civarlarında, o muhtemelsem görüntü gitmeye başladı. ışık almaya başladıkça, sıradan bir turkuaza dönüştü. hala güzeldi ama o ilk gördüğümüz göl de değildi.

sonra başka bir shuttle ile, lake louse’e geçtik. eğer saat 7 gibi olsaydı, moraine gibi görünecekti muhtemelen. yani buradaki göllerin çoğu, hemen hemen aynı renklerde görünüyor. moraine lake’i ayıran, dağın en güzel sırtına bakması.

eminim, shadow lake’de kaldığımız sürede de, benzer fotoğraflar olacak. belki videolar da olur.

çocuk kalpli

edit: 14 km hike

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Tanooki dedi ki:

    OMG! Amazing views👀✨✨✨

    Liked by 1 kişi

    1. Thank you. Honestly it was the most beautiful one, I’ve ever seen.

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.