spritz.

mutsuz birgün oldu. blog yazdığım günler veya bloglara cevap verdiğim günler, beni çok mutsuz ediyor. bloğumu seviyorum ama nereye kadar dayanabilirim bilmiyorum açıkçası. çok zorlanıyorum. komple kaldırmak istiyorum bazen. doktorumun dediği ise, onunla iletişim kuracaksan, hiç kullanma klopinleri çünkü işe yaramayacak, onu silmeyecek.

her şeyin en başına gidiyorum. en başına. hayatında biri var ve sen onu önemsiyorsun. 2 yıl boyunca dünya turundan dönmeni beklemiş o insan ama kullandığı aşırı doz sakinleştirici yüzünden, hastalanmış. hangi iyi insan bırakır en yakın arkadaşlarından birini o halde? ya kendime bir şey yapsaydım zaten her şeyi kaybetmenin ve senin gitmenin etkisiyle? o günlerde, her sabah uyandığımda, ölmemişim diye üzülürdüm ben. kapım canım kilitlenmeseydi, 7. kattan atlardım.

sense, dolaşırdın. arkadaşlarınla eğlenir, mutlu mutlu hayatına devam ederdin. tedavim başarılı oldu. her şeyi bitmişti bizim için. ikimiz de geride bırakmıştık birbirimizi. evleniyor, yeni bir hayat kuruyordum. eşime de aşık olmayı düşünüyordum. benden herhangi bir arkadaşın alabileceğin bir düğün davetiyesini aldın ama sen zaten önceden belli etmiştin kendini, karşına çıkmamı istemiştin.

neden. geri. geldin!

gelmedim deme sakın, eski blogların istatistiktiklerinde hep görünüyor. yepyeni bir bloğun ilk sayfalarında, italya izlerin var. o zamanlar instagramında italya ziyareti var. o günlerde bloğun takipçisi de yok. hatta öyle bir zamandan beri görünüyor ki bu izler, biraz daha geriye bakınca. ah.

ben hiçbir bloğu silmedim…

hepsi saklı.

ne istiyorsun?

içimde sana verecek hiçbir şeyim kalmadı. 3,5 yılımı yakıp kül ettin. hala utanmadan, seyahat planlarıma basıyorsun. sana ne benim planlarımdan? sanki parçası olacakmışsın gibi, hala kandırmaya çalışıyorsun. ocak’taki terbiyesizliğin özürü nerede? beni kaybedecek kadar mı değer o terbiyesiz herife? madem değer, beraber defolun gidin hayatımdan.

her şeyi, annene anlatmama çok az kaldı çünkü başka türlü başımdan def edemiyorum seni. her şeyime ulaşıyorsun ben her yerden blokeyken. hastasın a. bunu ne zaman anlayacaksın?

kalbinde, bana oyuncak ayınla sarılman, hikayemizin son sayfası. dahası yok. sen bu konuda, çok uyarılmıştın. her zaman saflığıma inandın, ne olursa olsun affedeceğime ama o ikinci maili, birgün sarılsak bile affetmem.

hiçbir kelimesini hak etmedim.

neyse, küba restoranına gittik ve ben bu karpuzlu çilekli kokteyli çok sevdim. adı spritz. tamam yaz bitse de, karpuz olayı hiç bitmese.

yarın çok şey yapılabilecek güzel birgün ama ne yazık ki, vatandaşlık sınavı çalışıyorum. bugün hala hatalar yaparken buldum kendimi. 10 sorudan 6’sına doğru cevap vermem gerekiyor.

komik bir şey daha oldu bugün. detroit gece manzaralı otel tutacağım diye, casino otel tuttum. ne yapalım birkaç el oynarız artık. çok fazla seçeceğim yoktu, güvenli bir yerde tutmalıydım ama eşimin ailesinin casino işinden haberi yok. michigan’da yasal değil sanıyordum ayrıca. casino yazısını görünce, eskiden casino’dur sandım. buralarda hiç böyle bir şey duymadım, görmedim. detroit biraz daha kanadaya yakın olunca demek ki.

eşimin babasından, şimdiden duyar gibiyim.

-sınava çalışmak için erkenden gidip, casino otelde mi kaldınız?

neden yapmayalım ki…

bunlar en güzel gençlik yıllarımız ve benim harika bir hayat arkadaşım var.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.