kocaman adam.

zor bir haftasonundan sonra, pazartesi sabahına mutlu başladım bu adamla. güvenlikleri için, günde birkaç saat yine toddlerlarla zaman geçiriyorum. öyle bir rol verildi, soruşturma altında olduğumuz için. blake’i yine bol bol görüyorum. gülüşlerini yediğim. kocaman adam oldu kocaman…

haftasonu çok ağladım. cumartesi günü, zaten tüm gün uyumuştum. pazar öyle olsun istemedim ama türkiye’den gelen haberler sonrası, modum düştü. yükselsin diye paddington 2’yi izlemeye karar verdim. ayının boğulma sahnesinde, artık bağırarak hıçkırıyordum. öyle bir ağlamak…

sonrasında, kavgalar ve yeniden ağlamalarla girdim yatağa.

haftasonu zordu ama blake vardı bu yine bu sabah…

bugün 2 kere, sınıfımız bebekler tarafından ele geçirildi. karissa ve ben, kapsam dışı kaldık ve ne yapacağımızı bilemedik. yardım çağıracaktık ama yardım edebilecek kimse yoktu short staffing durumunda olduğumuz için. ilk durumda çağıramadık ama ikinci durumda sınıfı tahliye ettik.

kreşimizin %90’ı dutch babies ama blake, tamamen dutch değil mesela. polish. geri kalan %10 azınlıkta da, her yerden bebek var. lakin bugünlerde, başımıza öyle bir bebek geldi ki. çaresizlikten yıkılıyoruz.

native american. çocuk, yemiyor. süt şişesini bile eliyle tutup, fırlatıyor. tabakları, zaten fırlatıyor. benim kadar saçları var ufacık bebeğin. diğer bebekler çekiyor saçlarını. palmiye şeklinde bir tutam var hep kafada, eğlenceli geliyor onlara. ağlıyor tüm gün bu native bebek.

kesilse daha iyi olur mu dedik korka korka. yarım saatlik ‘o saçlar onun ruhu’ şeklinde bir konferans aldık.

ablacım ne ruhu, ruhlar aleminde mi yaşıyoruz gözünü seveyim, benim her banyoda elime, oluk oluk ruhum mu geliyor o zaman!!! saç bu, dökülen ve kesilen bir şey.

bugün tüm bebekleri öğlen yatırdık. bu çocuk bir de, günde sadece yarım saat uyuyor. uyandığında da, tüm bebekleri uyandırıyor ağlayarak. gürültülü bir şekilde ağlıyor. bugün de öyle oldu lakin bu sefer, koşup yataktan, onu alana kadar, tüm bebekler uyandı. o an, karissa ile eğitim planımız üzerinde çalışıyorduk. yetişmesi gereken şeyler vardı. birbirimize bakıp, bittik, dedik.

hepsi aynı anda ağlıyor. hiçbiri uykusunu alamadı. hepsi kızgın. korkmuş durumda.

oradan oraya koşuyorum, birini kucaklayıp, diğerini bırakıyorum. o da aynısını yapıyor ama native bebeğin, diaper saati gelmiş durumda. onu değiştirmeye karar veriyor o panikte. bebeği açtığı gibi, fışkiye gibi sınıfa işiyor. gerçek bir insan kadar yapıyor. karissa’nın üstü başı, yerdeki bebeklerin saçları sidik oluyor direkt. ayaklarımınızın dibine gelir hep bebekler. ne yaparsak yapalım, çevremizdedirler. ben uzaktayım ama gülmekten ne yapacağımı bilmiyorum. direktörü aradık. kötü durumdayız. yer kaygan ve çocuklar çiş oldu, biri yardım edebilir mi diye.

nasıl geldiğini hiç söylemeyeyim. allah sizin belanızı versin, dedi içinden suratımıza bakarak. buna eminim. çocukları eve gönderdik. sınıfı tahliye ettik, yerler çiş olunca. bebekler zaten her yere ulaştırdılar çişi 10-15 saniye içinde. akşam çok iyi temizlenmesi lazım. ben de eve erken geldim böyle olunca.

yani biz ne yapalım.

bebek manyak.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.