istanbul, beni bırak.

oğluşum lucas’ın, bunny’sini aldı bugün wesley. gözlerimde, sen umrumda bile değilsin, bu onlar için ifadesi parlıyordu verirken. hediye benden değil, santa’dan diye yazılmıştı. lucas bilmeyecekti bile benim verdiğimi. işte ben çocuklarını böyle sevdim. onunla başlayan maceram da onunla sona eriyordu. ayın 30’unda, son kez müzik açıp, blake ile değil, lucas ile dans edeceğim. bana ilk sarılan çocuktu. ikincisi de kardeşi. gönül isterdi ki, hep beraber olalım sürekli ama olmazdı, ben de jamie’e aşık olmak üzereydim zaten. böyle beklenmedik bir şey de gerçekleşecekti. sevdiğim çocukların yüzleri, annelerinden geliyor. bazen 1-2 bakışta, ne oluyor bana ya, diye sordum kendime.

aslında bir şey olduğu yok. yıllardır, gözün bir şey görememesinden. hep olurdu bu heyecanlar eskiden. 1-2 gün sürer geçerdi. abd’ye yerleşince, bitti bu işler. çok sürmezdi ama 1-2 gün acılarımı unuttururdu. çocukları ile olan ilişkim ters tepti jamie ile beni. annemle konuştum. çocuklar eve gidip gidip, adını söylediyse çıldırmıştır. kendi de, çocuklarının en güzel zamanlarında çalıştığı ve onları özlediği için, seni sevmelerinden korkmuştur, dedi.

annelerin varmış böyle korkuları…

her annenin yok ama mesela. çocuğuna yeterince zaman ayıran, hiçbir annenin, benimle görüşme sıkıntısı yok.

türkiye’den iyi haberler gelmiyor. benim de dua etmekten başka elimden bir şey gelmiyor. ben sigaraya olan düşkünlüğüne bağlıyorum ilk arkadaşımın göğüs kanseri olmasını. bir de nasıl üzüldüyse artık. ne diyeyim. ben de olan numarasını kapamış. bir şeyler yazdım sosyal medyadan yine ama öyle alakasızım ki olayla. ne o beni, ne de ben onu tanıyorum.

uzaklarda olunca zaten, hepten öldük birbirimiz için. eskiden istanbul’da bile karşıma çıkardı. bizim bununla tuhaf bir büyümüz vardı, bizi, birbirimize çıkaran. alakasız yerlerde dibimde biterdi. liseden beri, en olmadık yerlerde, elimizle koymuş gibi bulurduk birbirimizi.

ona en son sarıldığım yerde, üzümlü kek ile tanıştım. aynı yerde. ne 5 metre ileri, ne 5 metre geri. ondan sonra araya andrea girse de çok sürmedi andrea’nın kalışı.

üzümlü kek’in hep yanımda olacağını düşündüren şeylerden biriydi bu. her şeyin bir sebebi var gibiyidi. 31 mart’ta doğan, yerini 13 mayıs’a bıraktı, 13 mayıs da 31 temmuz’a.

ama sonra da hiçbir şey olmadı. 31 temmuz, gizlice hayatına bağladı beni ve hayatını başkaları ile yaşadı, beni hep bir köşeye itti, sonra utanmadan ümitler verip, rezil ederek, kıçıma son tekmeyi bastı. acısı ilk günkü gibi duruyor.

ilk defa bir noel’e beklentisiz giriyorum. hatta ileri gideyim. olur da canı aramak felan isterse, sakın aramasın, yüzüne kapatacağım.

bebeklerden alacağım noel kartları dışında beklentisizim. hayatımın gerisi için de böyle devam edecek. 2023 yılı. üniversite ve tatil olarak düşünüyorum.

çok gezesim var.

çok gezdir beni 2023.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.