teddy and friends.

1 haftadır süregelen, croissant, elmalı şarlot, baileys, aşırı miktar kola listesine, dünkü çikolatalar da eklenince, gece midem iflas etti ve yatağıma kustum. daha kötü bir şey olamaz, kusmuşken hala uyumaya devam etmek zorundaydım çünkü uyanamıyordum, kolumu kaldıramıyordum. dedim, allah sana rahmet eylesin çocuk kalpli, soluk boruna kaçacak gene. soluk boruma kaçtı zaten sanırım biraz ama kaçar kaçmaz, ani bir refleks gösterdim ve yatağımdan fırladım.

kusmam bitti, engelleyici ilaç aldım ama midem mahvolmuş durumda. düzelmezse, soluğu urgent care’de alacağım. şu an bir şey yemeden bekliyorum.

yetmezmiş gibi, twitter’dan 1 haftalık ceza almışım. tam da derbi günü. yensek, tüm gırgırı kaçıracağım, yenilsek, teselli edecek, konuşacak kimsem olmayacak. yani şaka olduğu belli. abd’den kadın halimle kalkıp, türkiye’ye gelip, seni mi döveceğim? muhabbet kuşu olanlarlar, akpli fakir tiplermiş. bunun üzerine yazmıştım.

akpli sayılmak, beni biraz o cümleyi yazmaya zorlamış olabilir mi?

iyi günler geçirmiyorum. 2023 yılı, daha ilk günlerinden bunalttı beni. kreşten ayrıldığım için, her gün ağlıyorum. ilk arkadaşımın kanser olduğunu yazmıştım. herkes çok ümitli ameliyatından ama ben kesinlikle değilim. yazmak istemedim en başta. çünkü böyle durumlarda, nasıl tepki verdiğini çok iyi biliyorum. o, her şeyin, üzerinde olduğuna inanır. mükemmel yaratılmıştır. başarısız olmaz, hastalanmaz, süperdir. kendisinin, isa gibi 12 havarisi vardır. liseden beri düzenli olarak bir araya geldiği, bir arkadaş grubudur bu. kendisi oranın isasıdır.

kardeşim, ya bu gerizekalılar birbirinden hiç sıkılmıyor mu, diye yorumlar. çok gülerim. yani 20 yıl, sürekli her fırsatta aynı kişilerle bir araya gelsem, ben çıldırırım mesela. facebook’ta fotoğraflarını görünce deliriyorum. bir insanın 1-2 arkadaşı olur liseden tamam ama 10’u aşkın kişi de olmaz. evlendiği herif de liseden. çocuğu da kattı buna. çocuk lisede, bambaşka bir profili olan, başarılı bir çocuktu. o çocuğu da havarilerine kattı. yine mi güzeliz yine mi çiçek söylemindeki, güzel değilsiniz, çiçek de değilsiniz, bıktık sizden insanları oldular hep beraber.

bence tüm bunlara, lisede çok güzel olması sebep oldu. kimse güzel değilken o çok güzeldi. herkes buna aşıktı. sadece buydu onu özel yapan ama insanlar biyolojik olarak değişti, gerçek de ortaya çıktı. 20 yaşından sonra, her gün daha da kaybetti o güzelliği. insanlar da tam tersi yönde ilerledi. mesela şu anki hali ile, 20 yaşındaki hali alakasız. sonuçta hepimiz, küçük bir şehirden çıktık ama o, küçük şehrin kafasından çıkamadı, liseden çıkamadı. iyi bir okulda okudum. 1984’lülerden, üniversiteyi kazanamamış tek kişi yoktu. insanlar, kendilerini geliştirdi, uluslararası işler yaptılar. herkesin profil bundan iyi. bu liseli kaldı. linkedin profilinde bile, çok az bilgi bırakmış. ya ben linkedin’dan bile üstünüm, herkes açınca ben de açtım, dermişçesine bir profil. sadece avukat.

üzgünüm ama üstün biri değilsin. hiç bir zaman da olmadın.

beni ondan soğutan bir sözü, çok önceden affettim ama hiç unutmadım. 18 yaşında duymak, beni çok üzmüştü. ben ondan nasıl ayrılacağımı düşünmekten, ders çalışamıyordum o ise,

senden hiçbir şey olmaz çocuk kalpli, demişti alay ederek. çok daha kaba bir şekilde söyledi de, ben buraya yazmaya utandım.

hayatımın ilk 31 rakamıydı. sonrasında, sırf ona hayranlığım yüzünden, aynı isimle biri ile tanıştım. umarım ölmüştür. kabus gibi bu merveler. artık, adı merve olan kimseye düzgün bakmıyorum.

sonradan 30’lu yaşlarda, iki medeni insan gibi doğum günlerimizde, noel’de birbirimize güzel şeyler yazdık ama ben birine sadakat sözü vermiştim ve bunu tutacaktım. o yüzden mesajları bıraktım. böyle bir söz vermeme dahi gerek yoktu çünkü zaten çok uzun yıllardır, tek bir kişiyi seviyordum ama ölür diye, birkaç gün önce, istemeye istemeye,

umarım bugünler, daha sağlıklı ve mutlu günlerin başlangıçı olur, yazdım. hoşlanmayacağını biliyordum. içimde kötü bir his de vardı. bir de canım buna sıkılacak, dedim. ayrıca bunun bir de başka bir hesabı da var üzümlü krallık’ta.

dediğim gibi, o kendini her şeyden ve herkesten üstün görür, başarısızlık ona göre bir şey değildir. hastalanmak da buna dahildir. uzun zamandan beri yazmayıp, karşısına böyle birgünde çıkınca hepten çıldırdı sanırım. bugüne kadar birbirimizi hiç bloke etmemiştik. ne kavgalar olmuştu geçmişte. bu sefer bloke etmiş.

tek üzüldüğüm, onu bu şekilde bulmak oldu. bu tavrı, gerçekten, çok kötü durumda, olduğunu gösteriyordu. dış dünyaya kapamıştı kendini. kesinlikle ölecekti.

keşke hayatın, beni nasıl harcadığını da bilseydi. akıl hastanesine yattım, defalarca ölümden döndüm, hapse bile girdim. bunu sosyal medyada paylaşmadım sadece.

kimsenin müthiş bir hayatı yok, olamaz. herkes bir yanından kanıyor.

ama aklıma bir şey daha geldi. o da şu an geldi. belki de, kulağına gitti bazı şeyler. daha önce yazmıştım, üzümlü kek ile bizim onun üzerinden gerçekleşen, alaksız bir bağımız var ve ortak arkadaşlarımız.

annemin kulağına gitmese bari…

türkiye’ye dönmeyi zaten düşünmüyorum. yazları da sadece egedeki yazlığımıza geliyorum ama annem duyarsa, kalbi nasıl kırılır ve bana yansıtır bilmiyorum.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.