magnitute 7,8 and 7,6.

dün covid pozitiftim ama umrumda değildi, hala bilgisayarlardan bir şeyler yapmaya çalışıyor, aldığım nefese, yatacağım sıcak yataktan ve yiyeceğim sıcak yemekten, utanıyordum. pozitif olmam nedeni ile, gücüm yetmemiş, bir şekilde uyuyakalmışım en sonunda yatakta. sabah möbet geçirmiş bir halde, kusmuklarla kalktım. doğrulamadım kendi kendime. eşimden yardım istedim, yastığımı değiştirmesi için. sorun mu bunlar şu an…

earthquake.

bunca gözyaşına, kendimi de karıştırıp, bir de ben sorun çıkarmak istemiyorum ama sorun istesem de, istemesem de çıkacak. dün gece, umarım çok büyük bir deprem değildir diye dua ederek uyurken, bu sabah, bambaşka bir dünyaya uyandım. herkesin ağladığı bir dünyaya. ulaşmam gereken ilk kişi ailemden önce, ük oldu ama o da iyi değilim, sinyali göndermiş….

hi toddler!

her zor zaman, ileride kendini iyi bir anı ile hatırlatır. bugünler, simon, noel ve evin sıcaklığı olarak hatırlatacak kendini. tüm noel devresini beraber geçirdik simon adamla. geldi ve evi saat yönünün tersinde birkaç tur çevirdi. hala bulamadığım şeyler var. infant ile toddler arasındaki en büyük fark, bu tornado’dur. baktım olmuyor, noel ağacını söktük beraber. ayıları…

anla ki, seni anmaktayım…

en son ne kadar böyle heyacanlandım bilmiyorum. evi temizlettik, kendimiz de dağınıklığımızı topladık. sonra kuaföre gidip, saçımızı kestirip, bakımımızı yaptırdık, ben öncesinde kendimi 2-3 saat yıkadım. tırnaklarımı etlerine kadar kestim. simon adam geliyor… eşim, bu kadar hijyenik temizlik yaptık, yarın tuvaletimiz bezlerinin kokusundan yıkılacak diye dalga geçiyor. o da heyecanlı, evi başımıza yıkacak, diyor. yorgunluktan…

biz bunları, kitaplarımızda hep yazdık.

bu boşluğuma, kim gelse dağıtacaktı. simon’ın gelmesi en çok istenen ama imkansız olan bir süreçti bana göre. alisha doktor, çalışmadığı saatlerde bile hastaneye çağrılabiliyor. matt, kurumsal bir şirkette mutsuz bir menajer ama aldığı yeni ev için, işini bırakması mümkün değil. sürekli başka eyaletlere gidiyor. bu halde bile, çocuğu bana getiriyorlar. sana ve sevgine alıştı, seni…

şaymın millaaaaa!!!

eski ders notlarıma, en aşağıdaki yazıyı eklemeye çalışıyordum. allahım bir türlü yazamadım. önce becca aradı. görüntülü. görüntülü aramasa, sıkıntı yok. annem gibi gözlerime bakıyor. uyumadığımı söylüyorum, yarın uğrayacağım söz, bugün gelecektim ama uyuyamadım diyorum. ben de evde 24 saat yatakta veya koltukta uzanarak zaman geçirsem uyuyamam, diyor. çok acımasızsın diyorum. geçen sene olanları anlatabiliyor muyum?…

jamie’s hug.

ölüm öpücüğü gibiydi. o an basan korkuları anlatamam. jamie’nin bu tutumuna herhangi bir karşılık verirsem, beni elleri ile öldürür ük, dedim içinden. şimdi sosyal medyadan ya yazarsa korkusu sardı. nelerim kontrol ediliyor bilmiyorum. onun sarılma nedeni, bir olayın açıklığa kavuşmasıydı. jamie, tüm aralık boyunca, annem buradayken özellikle, hem evime hem de eşimin evindeki toplanmaya özel…

senin alacağın olsun.

ne bileyim. ben böyle bir şey sanmıştım. bunun gibi olur, bu ikimize de yeter, hayallerimizde mutlu oluruz, senin istediğin gibi biri olurum sonunda, sen de sonunla benimle mutlu olursun sanmıştım. bloğu, ilk takip ettiğinde, duygularım karışıktı hem rezil olduğumu hem de iyi olduğunu düşünmüştüm. mutluluğu tercih ettim. üzerine neler koyabilirimi denedim. elimde hiçbir veri yoktu…

childheart.

“once upon a time, two children broke each other’s hearts. the child, unable to bear the pain, died. now she sleeps in the heart of the person who killed her, with peace andlove.” childheart.

stuff we did – slowed down.

30-31 ocak, sadece kreşten ayrılışımın 1. ayı değil. çok kötü bir olayın da yıldönümü. bu zamanda, bu boyutta yaşanan bir acıya ait. kendime artık neden diye sormuyorum. düşünmek de istemiyorum olanları. zaten yeni bir acı, eskisine elveda, diyor adeta ben kreşten ayrıldıktan sonra. daha iyisini yapabilirdik ama yapamadık. olmadı. olmasın… çocuk kalpli

dark.

dark, çok enteresan bir dizi. ilk izlediğimde anladığımı düşünmüştüm. 1 kere daha eşimle izledik sonra ben 1 kere daha izledim. izledikçe anlayamadığımı fark ettim. sorularım çoğaldı. komplike bir şeyi basite indirerek anlatmaya çalıştığınızda, sanırım böyle oluyor. daha çok dikkat ettiğinizde sorularınız çoğalıyor. o yüzden sanırım, uykumda dolaştığım zaman çizelgesini ve boyutu anlatmaya, çabam yetmiyor ama…

3100 plainfield.

3100 planfield. her şey berbat ama şu an çok iyi bir aile doktorum, bir de bu adreste urgent care doktorum var. her gittiğimde çocuğu gibi davranıyor. bugün aslında orada işim yoktu, göğüs xray’i için, alakasız bir yere gittim. şehrin biraz dışında. gittiğimde x-rayorder’ını bulamadılar. aile doktorumu aradım, ofiste yoktu. ben de plainfield’daki urgent care’e gittim,…

insanlığa giriş 101.

sonunda duş alabildim. abd’ye geldiğimden beri, çok zor günler geçirmiştim ama hiçbir zaman yıkanamayacak hale gelmemiştim. bu en son 2015 yılında olan bir şeydi. o zaman da ilaç kullanıyordum ama cehennemde yanıyor gibiydim. doktor ilaçla alakalı değil, ilaca rağmen ağır depresyondasın, ben bir hata yapmıyorum, diyordu. habire de değiştirdi ilaçlarımı. sanırım bazı acıları, ilaç bile…

bush boys.

sonunda, dolu dolu kar yağmaya başladı. hava karanlık olsa bile, azıcık huzur veriyor beyazlık. bebekleri ve çocukları düşünmediğim tek an yok. gözüm, çalan şarkıya göre hep yaşlı. hayatım boyunca, yaşadığım hiçbir travmaya benzemiyor. bir şeyler de var üzerinde düşündüğüm. blake’in üzümlü krallığa ulaşması, kapıdan son kez çıkarken, tesadüfen lucas’ı görmem ve her zaman kafasını koyduğu…

comfort zone.

noel ağacımın dalları, kopmaya ve iğneleri dökülmeye başladı. üzerindeki ayıcıkları taşıyamıyorlar artık. 1-2 hafta daha ömrü kaldığından, tüm hafta sonu burada uyudum. hala da yanında yatıyorum. kalkasım yok buradan. uyanıksam, netflix veya video oyunu açıyorum. günlerim, yaslanabilir kanepemde, üzerimde ağır battaniye ile huzur içinde, geçiyor. mekan edindim burayı üst katta, iki yatağım daha olmasına rağmen….

hayallerim bitti.

onu sevip çekildim, dedim dünya bu kadar. artık ben ve kendi doğam dışında, hiçbir şey olmayacak hayatımda. hiç sevmeden sevilmek, sürekli onurumu kırmak isteyen birinin, artık hiçbir önemi kalmadı benim için bu sabah. 1 yılda, nereden nereye geldim. şu an tükenmiş, yıkanmak bile dünyanın en zor işiymiş gibi engelliyim. ocak-şubat-mart. kar yağmazsa, michigan’ın en zor…

artık değil.

bir yerden sonra, yaşamamakla, ölmek arasında çok fark yok bence. bugünlerde sağlıkla ilgili sıkıntılarım var ama her uzandığımda, ne olacaksa olsun, ha şimdi ha sonra ne fark eder diyorum. bir zamanlar, renkler, sesler, şarkılar vardı hayatımda… bazen öyle anlarım olurdu ki yıldızları sevdiğimin gözlerinde görürdüm, tüm üzümlü krallık nurla dolardı ve damarlarımızda akardı… işte böyle,…

bb-8

o kadar kayıp birgün ki, günlerden ne olduğuna bile az önce baktım. yorulmadığım için iyi uyuyamıyorum. bir yatağımdan kalkıp, diğerine yatıyorum huzur bulabilmek için. evren boşluğunda kaybolmuş gibiyim. hava da hala karanlık. şu an deli gibi kar yağması lazım ama yağmıyor. dark’a yeniden başladık eşimle. bu sefer elimize kalem kağıt alarak. öyle çok şey kaçırmışım…

simon adam.

dün bizdeydi ufaklık. evin girilmedik, karıştırılmadık yerini bırakmadı. arkadasından yarım saat ev toparladık. çok güzel bir gün geçirdim tüm millers’lar ile. geleceğe dönük bir planda yaptım üstelik. eğer çocukları bu kadar seviyorsam, neden birgün kreş açmıyorum ki? bunu yapabilecek tüm olanaklarım var. sadece biraz daha eğitim gerekiyor. o biraz zor şu an. çok tatlıydı dün…

macera insanı çocuk kalpli.

bu sabah uyandığımda, maceralar insanı olduğumu fark ettim. bu yıl ile ilgili planlar çoktan yapılmıştı ama gelecek sene, maceralar olacaktı. mesela bir şehre gönüllü gidecektim. orada 1-2 ay kalacaktım. birinin peşinden gitmek için değildi ama çıksa fena da olmazdı ama yaşam tutkum, aynı yerde kalmayı sevmiyordu. bugün simon adam geliyordu ve ben kreşten duygusal olarak…

millers.

birkaç gün doğru dürüst uyuyamadıktan sonra, tüm uyumadıklarımı uyudum sanırım. güzeldi. uzaklaştırdı. acımı azalttı. bugün de büyük gün. simon miller geliyor. eskiden eteklerimin zillleri, lazarus için böyle çalardı. şimdi o. birkaç iş teklifi aldım yarı zamanlı. öyle çok zor değil abd’de yarı zamanlı iş bulmak. kendimi geliştirebileceğim işler de var içinde. kreş içimde bir sızı…

backbone.

son noel hediyem de geldi. playstation konsolunuzdaki oyunları, başka yerlerde de oynamanıza izin veren bir sistem bu. bir nevi nintendo switch’e döndürüyor telefonunuzu, iphone yardımı ile. ortada görülen şey bir iphone aslında. yarın itibarı ile umarım yas biter ve noel hediyelerimizin bir parçası oluruz artık. 2-3 gün doğru dürüst uyuyamadıktan sonra, tüm hıncımı 4 gün…

mother and aunt.

1 yıl boyunca, başkaları ile gezersin ama cenazene, becca gelir. kyle aradı birkaç saat önce, instagram’da bir şey paylaşmışsın, evi topla sana geliyor, diye. hemen tüm delilleri ortadan kaldırdık ama ben bugün derse gitmedim, bunu biliyor. becca gelemedi ama telefon etti, gözleriyle gördü. sakın akıl hastanesini aklından bile geçirme, asla koymam bir daha seni oraya,…

i love you honey.

kış döneminin ilk günü, üniversiteye gitmeyerek, sanırım benden uzun süre bir halt olmayacağı sinyalini alıyorum bu sabah. bree’yi anlayarak geçti dün gecem. kreşten ayrıldıktan sonra, neden sessiz kaldığını anlamıştım. öyle bir bunalıma giriyor ki insan, bebeklerden, çocuklardan ve ailelerinden, o müthiş sıcak ortamdan ayrılınca, ölmüş gibi hissediyorsunuz. bir sabah artık yapamıyorum diye uyandıktan sonra ben,…

aşkın olayım.

futbol için, acımasız bir tanım vardır. psikolojim, tesislere futbolcu karşılamaya giden gerizekalılardan bir tık yüksek. bu arada ben, istanbul’da da gittim. bugün tamamen bu psikoloji de izledim. yenilsek muhtemelen üzülmezdim, yendiğimize de çok sevinmediğim ama sevinmiş gibi gösterdiğim, kesinlikle doğru. sadece komik şeyler var aklımda. mariuo icardi. ya. adam komik. ne yaptığı belli değil. 2…

teddy and friends.

1 haftadır süregelen, croissant, elmalı şarlot, baileys, aşırı miktar kola listesine, dünkü çikolatalar da eklenince, gece midem iflas etti ve yatağıma kustum. daha kötü bir şey olamaz, kusmuşken hala uyumaya devam etmek zorundaydım çünkü uyanamıyordum, kolumu kaldıramıyordum. dedim, allah sana rahmet eylesin çocuk kalpli, soluk boruna kaçacak gene. soluk boruma kaçtı zaten sanırım biraz ama…

please, look after this bear, thank you.

gerçekten evden dışarı adım bile atmıyorum dediğim gibi. tüm alışverişi de online yapıyoruz. 1 haftadan fazladır, karanlık bir hava var. uyumama daha da çok yardım ediyor. bugün, son kalan hediyelerim de geldi. gelmeyen tek bb-8 robotu oldu ama onu da gönderecek mağaza gerçekten bıktırdı. daha kargoya bile verilmemiş. ellerinde olmayan ürünü satmışlar. ben de onun…

putting heart.

olanlar olmuş, kıyametler kopmuştu kreşte. kimse bana bir şey söylememişti ama child protection service, okula gelmişti. ilk akla ben gelmiştim konu maddy olunca. bu umrumda bile değildi. benim için önemli olan çocuklarımdı. zaten kendime yakışmayan, toksik bir yerde çalışıyordum. aslında henüz kimse bir şey söylememişti. kreş hesabıma giremeyince her şeyi anladım. sistemden atılmıştım. facebook grubundan…

simon adam ve bb-8.

simon adam için, noel planımı, haftalar öncesinden yapmıştım. kendime büyük bb-8 alacaktım ona ise küçük. çarpıştıracaktık robotlarımızı ama benimki henüz gelmediğinden, sadece simon’ı çıldırttık. yerde hızlıca dönerek yürüyen bu şeyin ne olduğunu anlamaya çalıştı ilk. sonra çok kızdı, yakalamaya ve dövmeye çalıştı. daha sonra, başka bir aktivite buldu kendine. bu konu zaten, infant ve toddler’larda…

yılın ilk günü ve ben.

tüm gün, noel ağacımın yanında uyudum. bunca yıl, nasıl aklıma gelmemiş, anlayamadım. bu yılın, ilk küçük mutluluğunu yaşadım böylece. gücüm yok hiçbir şeye ama yarın olmasını ümit ediyorum. simon adama gidip, onunla oynamam lazım. sonra yine gelir, yine aynı yerde uyurum. ilginç yeni yıl mesajları aldım. birisi bana birkaç hafta önce vuran sam’di. ne olur…

bronchitis.

2023’e bronşit olarak girdim. gece yeniden fenalaştım. kaç kere uyandım ama ölesiye uykum olduğu için, yeniden daldım uykulara. dün, tek kutlama, eşimin ailesinin evindeki yemek oldu. hasta olduğum için bingo oynayamadık. sadece bir iki yudumluk likör ile eğlenmiş oldum. bu likör çok güzel, türkiye’de olmamasına gerçekten çok üzüldüm, alkol tadı hiç gelmiyor. sabahları biraz gücüm…