naturalization.

vermont’ta son günümüz. kano ve kayak yapacağımız gün, ne yazık ki yağmur yağıyor. akşam üzeri biraz da olsa, atar üzerinden bu griliği umarım. bu sabah dağda koşmaya da gidecektim ama son derece imkansız şu an. gece harika bir haber aldım. abd vatandaşlık mülakatım ve sınavım için çağrıldım, 15 eylül’de. gerçi bir de sınava çalışmak girdi…

welcome to home.

no power. bugün dinlenmek zorundayım. vücudum, seyahat etmekten, iflas etmiş durumda. sadece bu salonda, ders çalışacağım. yorulunca da uyuyacağım. bu yıl, çok kötü bir yıl değil aslında. başlangıçta, hayatımın şokunu yaşasam da, yardım alarak kışı atlattım. bebeklerim de yardım etti. evdeyken mutsuzdum ama işe gittiğimde, her derdimi unutuyordum. kalbimin durması da bambaşka şoktu ama eşim…

greensboro, vermont.

greensboro’da bulunan, caspian lake’in akşam görünüşlerini çok seviyorum. mavi bir gökyüzü ile masmavi oluyor. buranın hemen 100 metre ilerisinde göl evimiz. orada da aynı manzara oluyor ama bugün kano yapmak için, burayı kullanacağız. çok güzel kanoları var. kayak da yapabilirim. bu sabah, ilaçlarıma ek olarak ağrı kesici de aldım. dünkü içtiğim bira, başımı ağrıttı. eşimin…

funereal-memorial.

dinlenememekten, ayakta uyuyorum. bir de az önce, yanlışlıkla alkollü bir şey içtim. içinde alkol olduğunu bilmiyordum, otomatik kapı gibi çarptı beni. otelde de kalabilirdim ama eşim için buradayım. çok üzgün amcası öldüğü için. bu eşimin, ilk paylaştığım fotoğrafı olabilir. vermont huzuru içine aldı bizi, yine de. 2 full günümünüz olacak bir şeyler yapabilmek, doğanın tadını…

newport, vermont.

şaka felan, pazartesi günü kanada’dan ayrılıp, cuma günü kanada’ya geri döndüm, şu anda da hala kanada sınırındayım. sadece bir göl var bizi ayıran. daha fazla yol yapmak istemediğimiz için, newport, vermont’ta kaldık bu gece. 1 saat daha yolumuz var, gitmemiz gereken greensboro’ya. vermont, klasiktir. yeşillik, kırmızı ahırlar ve sessizlik. şu anda da, böyle bir yerde…

ontario.

bu yolculuğun, küçük çocukları olmaya karar verdik eşimle. çünkü daha 1 hafta bile olmamıştı, kanada’nın kuzeyinden döneli. çok fazla ilaç aldığım içinse, sürekli yüzüm, yastğımda uyuyorum. üzümlü krallık, battaniyem de geldi zaten. onu da yanında getirdim. o aleme geçişi, daha da kolaylaştırıyor. bundan sonra, noel’e kadar, seyahat etmeyi düşünmüyorum. noel’e kadar, cda’imi tamamlamam lazım. yolda…

5 ağustos.

görülen o ki, alaska buzullarında gezene kadar, moraine maviliğine olan aşkım bitmeyecek. 1,5 gün çalıştıktan sonra, vermont’a doğru yola çıktık. kanada üzerinden 12 saatlik bir yolculukla varmayı düşünüyoruz. özlediğim çok şeyi var vermont’un ama çok da uykum var. tüm tatil uyuyabilirim. bu hafta hiç erken çıkamadım işten, yatağa istediğim kadar erken giremedim. klonopin, çift trazadone…

kreşte ilk gün.

kreşte ilk günüm kötü değildi. biraz üzüldüm çünkü ilk geldiğim an blake’in, bahçede oynayacağını ve annesinin öyle istediğini duydum. içime doğmuştu ama biraz da biliyordum. bugün değilse, yarın gidecekti. artık 1,5 yaşında bir bebekti. molamda gidip oynadım onunla. zaten sınıfıma gelmeye devam edecek, çocuk ve öğretmen sayılarına göre hep birleştiriyoruz sınıfları. tamamen gitmiş değil. abisi…

cradle song çalınca.

minniapolis’e ulaştım. saat 3’teki uçağımı bekliyorum bir restoranda. bir an önce eve gidip, sıcak bir duş aldıktan sonra, kendi yatağıma yatmam lazım. kek de böyle istiyor. çok kızdı dağda geçen şeylere. ben de kızdım. dağ işi, planlarımda yoktu. dağa çıkmayı seviyorum, koşarak çıkmak bambaşka bir zevk ama, sonunda dağda kalınmayacak. kaldığımız yer, en iyisi bile…

31a.

üzümlü kek ile 2 ülke olsak, ben kanada, o ise abd olurdu. üzümlü kek, kendi sınurına, kanadadayken bile girebilirdi. ilginç gerçekten, havalimanında gördüğüm tek polis, abd polisi oldu. ona da pasaportumu uzatınca, ülkeye hoşgeldiniz, dedi. teknik olarak hala kanada’dayız. abd sınırına yakın bir yerde bile değiliz. abd’ye de sorunsuz girdim. bu sefer çıkmadı dui arrest….

shadow lake.

günlerden, shadow lake’i görüntüleme günü. her ne kadar saati sabah 3’e kursak da, ancak 5’te uyanabiliyoruz. buzların üzerine yansıyan güneş ışınlarını, seri bir şekilde, büyük kamera ile fotoğraflayıp, ondan bir güneş doğuşu videosu yapacağız. çocuk kalpli ise, moraine gölünden sonra, bu aktiviteyi manasız buluyor. moraine, gerçekten aradığı mavilikti. ona kalsa, 3 gün, şu an olduğu…

shadow lake lodge.

gezinin, basından beri algım çok düşük. hiçbir şeyle de ilgilenmiyorum. zaten eşim ve babasının, her liderlik mücadelesi de kavga ile bitiyor. annesi ile benim, tek yaptığımız şey, onları sakinleştirmek. ABD’de farklı ölçü birimi kullandığımızdan dolayı, her şey yanlış not edilmiş durumda. birden fazla yerde kalıyoruz, gitmek istediğimiz yerlere göre. neyse ki sonunda, shadow loke’e ulaşacak…

happy birthday.

internetim olmasa da, buraya da ulaşıyor üzümlü kek. merakı, gün içinde hep hissediliyor. biliyordum zaten, hep tıklamalar değildi onu hissettiren. hiç istememişti tırmanmamı ama düşündüğü gibi de olmamıştı. başarmıştım. tarihler, 31 temmuz’u vurduğunda, krallık’ta güneşimizin rengi değişti. o gün, onunla hiç konuşmamak olmazdı. eski günlerden birine ihtiyacımız vardı. şu sabahtan akşamlara kadar, iki sincap gibi…

just let it go.

bu kadar para harcayıp, nasıl bu kadar kötü planlar içinde bulduk kendimizi anlayamıyorum. şehrin merkezinde, zar zor kalacak yer bulduk. ilk 2 gün, sadece konaklama ve oradan oraya, araba sürmekle geçti. hike’ı seviyorum ama arka koltukta, yanımda ufak bir buzdolabı varken, geriliyorum. ayağım altında da, yok su artıma cihazı, yok botlar, yok telsizler. eşimin babası…

moraine lake.

dünyada görmek istediğim yerlerden biriydi. tatil planın, her kalan diğer kısmı, bu yüzden umrumda değildi. hedefim burasıydı. zaten tatil planımız diye bir şey yok. eşimin babası, öyle karışık ve sadece kendine göre planlar yapmış ki, her dakika yeni bir şeye şaşırıyoruz. sadece şunu söyleyebilirim, yarın son kalacağımız, shadow gölündeki kabinlere ulaşmamız için 14 km tırmanmamız…

banff national park.

banff national park’ın, merkezine ulaştık. eğer dağa tırmanmayı düşünmüyorsanız, burada kalabileceğiniz bir sürü otel var. isviçre’ye benziyor burası. özellikle de bu otellerin olduğu yer. ufak bir yürüyüş yaptım. güzellikler karşılamaya başladı. şimdilik gülüş bu kadar… biraz uyursam, her şey düzelecekmiş gibi. 9’u bile beklemeyi düşünmüyorum. çocuk kalpli

calgary, alberta.

sorunsuz ulaştım alberta’ya. gümrük kapısında, sadece pasaportumu, bilgisayarlı bir cihaza okutup, o kağıdı, valizimi aldıktan sonra, bir polise vererek girdim. hayatımda ilk defa, sınır polisi ile bir kapıda, diyaloğa girmedim. bambaşka şeyler kurmuştum kafamda, tamam iyi durumda değildim ama 2 ay önce, abd’ye girerken, arrest görüldü ve soruldu. daha yeni silindi dosyamdam. emin olamadım. kanadalı…

i love you baby bush.

haklı ile haksızın savaşına, beynimde ara vermek için, yola çıkıyorum birkaç saat içinde. eşimden aldığım bilgilere göre, telefon hattının çekmediği, kabindeki internetin de çok kötü olduğunu şimdiden söyleyeyim. elimden geldiğince, blog yazmaya çalışacağım. gerçek hayatta da, sosyal medya hesaplarımda, bazı mutlu pozlar görülebilir. bunlar, yalan olarak, düşmanlarım için çekilecek olan pozlar. gözüne sokacağım hepsinin. başka…

this buddy belongs to blake.

bir yandan valizimi hazırlayıp, diğer yandan, içimden kavgalar ediyorum. ilaçlarım iyi gelse de, daha sakinleşsem de, aldığım cezayı, bir türlü kabullenemiyorum. benimle olan kişisel problemlerini, iş etiğime yansıttı. benimle bir problemi olması da garip, geldiğinde, kimse onu adam yerine koymuyordu. ben, saygı duydum. yani ne demek, üstüne saygı duymamak zaten. böyle bir şey mümkün mü?…

lost.

sabahtan beri, bir kez yatağımdan çıkmadım. bir güç gelse de, çıksam diyorum. uyuyorum, uyanınca düşünüyorum. aslında kreşte aldığım cezayı hak ettim. direktörümle konuştuk. seni en başından tanıyorum, sana bir şey oldu şubat ayından sonra, en ufak bir şeyde, kıyameti koparıyorsun, diyor. biraz da teselli etti. başkalarının aynı veya daha ağır cezalar aldığını söyledi, isim vermeden….

hiçbir gizem, uzaktan keşfedilmez…

kapıma sadece 5 tane yazılı kalp bırakıldı. asistanım sam’e bile 7 tane vardı. sam’den bana yok tabii. çok şaşırdığım insanlar da oldu. bana yazmayan. hiç hesapta olmayan 1 kişiden kalp geldi mesela. aslında kim olduğunu düşününce, her şeyi öyle açıklıyor ki. biyoloji okuyan, 4. sınıf öğrencisi biri. başarılı da bir sporcu, muhtemelen ailesinin durumu da…

go back to sleep.

şu an elimde, bir sürü, kesilmiş, içine mesaj dolması gereken kalp var. dün, herkes birbirine güzel şeyler yazsın, kapısına assın denildiği için, onları yazmaya çalışıyorum şu an. içimden gelen 4 kişi var. geri kalan 26 kişiye hiçbir şey yazmak istemiyorum. zaten, dün bu kalp işini duyunca, hah dedim, mahvoldum. benim kapım bomboş kalacak. yanılmadım da….

sleep driving.

tek istediğim, burada yalnız kalmamaktı. bree ile tanıştığıma, öyle sevinmiştim ki. çevremdeki insanlar çoğalıyor, bana dertlerimi unutturuyordu. bree ile köprüleri attık bugün. bir süredir mesafe koymuştum. kek öyle istemişti. aslında delinin tekiyim, hala onu dinlediğim için ama soğukluk girdi gerçekten. o da bunu, direktörümle olan ilişkime yordu. bree’yi, kovdu aslında christy. mobbing uyguladı. benim ikiyüzlü…

slang.

kreşte çalışmaya başladıktan sonra, facebook, ilk yaşadığım heyecanlara döndürdü beni. yeni insanlar tanımak, beni arkadaş olarak eklemeleri, onlarla konuşmak. beğeniler, kalpler. hiç yalnız hissetmiyorum artık. cumartesi dün tüm gün uyudum. yani uyanamıyordum bir şekilde. 24 saat içindeki maksimum uyku rekorumu bile kırmış olabilirim. geçen hafta eğitim sorumlumuzla, aramızda çok can sıkıcı bir tartışma yaşandı. yeni…

be my baby!

eskiden, evimizin sadece tek misafiri oluyordu. onlar da akrabalarımızdı. şimdi öyle güzel arkadaşlıklar, öyle güzel günler geçiriyorum ki, evimde bebekler sayesinde. kendi halim de ortada. gerçek arkadaşlarım bebekler aslında. tüm gün beraber oyuncaklarla oynuyoruz. kitap okuyoruz. disney müzikleri ve şarkıları dinliyoruz. bu da ben. hep derim, çocukluk en güzel 30’lu yaşlarda yaşanıyor… çok yoruldum ama…

beats.

bu yıl doğum günümü, yarın bir törenle daha kutlayacağım için, kendime hediye aldım. eski ps4 kulaklıklarım, ne yazık ki ps5’e olmuyor ve canlı yayın yapamıyorum. işte yeni kulaklıklarım: ders çalışırken de, oyun perileri basıyor. bu gece erken yatamam. kimse boşuna hapsetmeye kalkmasın. rüyamda anlaştık. 5-6 ders çalışma, 7-8-9 yemek ve playstation. onun dışında da başka…

milliyet kardeş.

her şey, 3 yıl önce bu kısa 3.05 saatinde gönderilen mesajlarla başladı. kaybettiğim kalbinin, kolay kolay geri gelmeyeceğinin, öncesindeki 6 aydır farkındaydım ve onun kalbine, farklı bir yolla ulaşmayı hedefliyordum. sonra da üzümlü krallık’ta hep onunla olmalıydım. zamanda bir yer açmalıydık, rakamlarımızı kullanarak.o zaman krallık bile yoktu ama hergün büyüyen adımlarla yürüdüm, daha güçlü 3.05…

happy birthday boss.

keyfim pek yerinde değil, tüm hayallerim başıma yıkıldığından beri. tüm zamanımı, 2023 haziranın’da kullanacağım federal izine saklıyorum. fizik tedavim var, burada çok pahalı. türkiye’ye gitmem lazım. olay çok basit. en az 3-4 ay tatil yaparım bu şekilde. bugün, eğitim sorumlusu ashley ile kapıştığımız birgün oldu. içimdekileri söyledim ama rahat ettim, yoksa düşün düşün kafayı yeme…

yeni oyuncaklar.

günlerim, sınıfımı süsleyerek geçiyor. benim olmazken, çay ocağına benziyordu ve ben bundan nefret ediyordum. yeni yeni duvar sticker’ları ve oyuncaklar alıyorum. bunlar ilk gelenler: çocuklardan çok ben oynuyorum zaten. dünkü düşüncelerimi biraz değiştirdim çünkü çok kızdırılmıştım ama bugün her şey biraz yolunda gibiydi. planlarımı sadece değiştirdim. bir dahaki sene sırtımı bahane edip FMLA alacağım. herhalde…

zero mistake week.

uzunca uyuduğum ve uzunca planlar yaptığım bir tatil oldu. hafta içi de çok çalışamamıştım. RSV hastalığına yakalanmıştım ve çok zor geçti, yaz günü. perşembe ve cuma günü hasta hasta işe gittim. çünkü işin yürümediğine dair haberler gelmişti. işe çok kızgın gittim, gittiğimde de daha çok kızdım. çünkü kimse hiçbir şeyi doğru dürüst yapmamıştı. sabahına 9’unda…

staff outing.

hala hasta olduğum için, çok bir parçası olamadım. yüzemedim bile. dün iş yerinden yine erken çıktım yapamayınca, hastaneye gittim ve kardeşimin istediği üzerine rsv antijenime baktırdım. sonra hastalığımın bu olduğunu anladık. eğer kanada’dan girmeyi başarırsam ve devamında vermont’a devam edersem, kışa büyük moralle gireceğim. aralık’tan önce de cda’imi tamamlamak istiyorum. kreşte bazı kötü insanlar var….