chunky monkey.

tüm günüm, kreşteki ilk bebeklerimden biri olan, william ile geçti. chunky monkey’im benim. tombik oğlum. harika bir gündü. oyuncakları ile oynadık beraber, akşam yemeği yedik, sonra onu yıkadık ve yatağa yatırdık. o da eğlendi ve çok sevindi beni görünce. odasını gösterdi hemen… kitaplarını gösterdi. evet, seni hala kaldırabiliyorum… anne baba, alt katı tamamen çocuklarının zevkine…

spooky.

spooky ekim başladı. halloween’in, çok parçası olmak istemesem de, bu yıl kreş yüzünden çok eğlenceli geçecek. kendime nazar verdim. 2 gündür yine kötüyüm. pazartesi adam gibi bir doktora görüneceğim. iyi bir iş haftasıydı. 5 gün gidebildim. yarın da william ve elliot’ın annelerinin davetlisiyim. azıcık da olsa mutluluk verecek. ilacı düşürdüm ama uyku sürem aynı. zaten…

we’re not in the same page.

bugünlerde, ben kendimi bebeklere ve uykuya, eşim gökyüzüne ve programlamaya adadık. ikimiz de iyi işler çıkardık bence. marshall ve fırtına. canum ve ben. 1 yıl 5 aylık, 3 ay daha sınıfıma girip çıkabilecek ama kocaman olduğunu da söylemem gerek, ağırlaştı. tüm gün de kucak istiyor. ders çalışacak bir durumum olmadı 1 haftadır, işten gelip uyudum…

iç minnaklar.

uzun zamandır, ilk defa fiziksel olarak kendimi güçlü hissediyorum. bebeklerim, can verdi hayat verdi. altımı üstüme getirdiler. ayakta olsam paçama yapıştılar, yerde olsam üzerime çıkıp devirdiler. ufacık bir odada, bana zor zamanlar yaşattılar tüm gün. şu elimde gördüğünüz puppet ile başlıyor her şey. sonra puppet’s dokunmaya karar veriyor, iç minnaklar. beni düşürüyorlar. yatıyorlar üzerime. baby…

london bridge is down.

michigan’da mevsimin bu zamanları, istanbul’da şubat ayı gibi hissettiriyor. ne sıcak, ne soğuk. bazen sıcak, bazen soğuk. christy’nin de işten ayrılması ile, hiç arkadaşım kalmadı kreşte. sadece bebekler ve çocuklar. ölesiye yalnızım. akşamları sadece biraz ders çalışıp, direk giriyorum yatağa. intihar ettim aslında, hem bu dünyada hem rüyada. his yok, kalp atmıyor, hiçbir şey ise…

saving.

bugün de sürekli uyudum. soğuk algınlığı ilacı, kendi ilaçlarıma birleşince beni böyle yapıyor. dün arabada uyurken, kafam koltuktan bile düştü. o derece gitmişim sınav sonrası. güzel haber ise, iyileşmiş olmam. kocaman kocaman antibiyotikler yuttum ama gerekliydi. hafta sonu, evimle meşgul olacağım. sonrasında cda yüklenmem başlayacak. vatandaşlık sınavını geçmem, moral oldu. inanın, sosyal bilimlerde çok kötüyümdür….

anla artık.

hayatım boyunca, bana güzel sözle seslenilen, hiçbir küslüğü devam ettirmedim, bana uzatılan hiçbir eli geri çevirmedim. gene çevirmem ama arkadaşlıktan bir adım öteye gitmez. bazı şeyler yıkıldı. gönül düzelemeyecek kadar kırıldı. hala da karşı tarafın benimle dalga geçtiğini düşünüyorum. annemleri görmeye gitmemi istemiyor. ne düşünürsünüz? tatil günlerinizi, harcamanızı istemiyor çünkü sizi bir yere çağıracak değil…

15th of september, 2022

hayatımın, eskisi gibi olamayacak kadar değiştiği gün. 1 gün önce, otelimize yerleşip, eşimin beni quiz yapmasıydı niyetimiz ama otele vardığımızda ikimiz de hastaydık ve sadece uyuduk. tüm şehre tepeden bakan bir odada, ruhumuzu yastığa teslim ettik. abd vatandaşlığı görüşme ve sınavım için, ertesi gün uyandım. telefonumdaki sınav uygulamasını açarak birkaç sınav daha çözdüm. eşimin dediği,…

detroit, michigan.

dün, öğlen 12’de zorla kaldırılarak detroit’e getirildim resmen. öyle hasta olmuştum ki, kafamı kaldıramıyorum. boğazım ağrıyor ve ateşim var. arabada koltuğumu yatırarak uyudum. otele geldik. birkaç saat de otelde uyudum. yine quiz ve yemek yemek için zorla kaldırıldım. kaldığımız otel greektown denilen caddedeydi, daha ilerisine gidecek gücümüz olmadığı için yemek bile otelin karşısındaki restoranda yedik…

lego super mario.

karanlık, yağmurlu birgün. kendimi, hergün mutlaka bir şey yapmalıyım diye motive ediyorum. bugün, giymediğim kıyafetlerimi kutulayıp, bağışlamaya karar verdim. bir de, avukatımla görüşmem vardı. beni 2 saat çalıştırdı ve o gün karşılacağım şeyleri birer birer anlattı. sorduğu sorularda başarısız oldum çünkü hep, abd tarihi ve siyasi sorularına odaklanmıştım. bana eyaletim ile ilgili sorular soldu. kalakaldım….

spritz.

mutsuz birgün oldu. blog yazdığım günler veya bloglara cevap verdiğim günler, beni çok mutsuz ediyor. bloğumu seviyorum ama nereye kadar dayanabilirim bilmiyorum açıkçası. çok zorlanıyorum. komple kaldırmak istiyorum bazen. doktorumun dediği ise, onunla iletişim kuracaksan, hiç kullanma klopinleri çünkü işe yaramayacak, onu silmeyecek. her şeyin en başına gidiyorum. en başına. hayatında biri var ve sen…

oğluşlarım.

ya uyuyarak, ya ders çalışarak geçiyor zamanım. çoktan seçmeli bir sınava hazırlanmıyorum. verbal ve tek cevaplı olacak. isimleri karıştırabiliyorum. üniversitede çalıştığım gibi, son 3 gün, defalarca yazarak çalışacağım. detroit’te de zaman geçirmek istiyorum. tabi güvenli yerlerinde. henüz kalacağım otele bakmadım ama 3 günlük paid time off iznim var. dün güzel bir gündü kreşte. sabahtan akşama…

ne uyudum ne uyudum.

yedi uyurlar yanımda halt etmiş. ne uyudum ne uyudum 2 gündür. arada ders çalışmaya ve fishdom oynamaya kalktım ama hep yataktaydım. yemeği bile yatağa getirttim. bugün itibari ile toparladım ama geçirdiğim en ağır soğuk algınlıklarından biriydi. sanat için kendimi feda ettim. otelden battaniye getirdik aurora fotoğrafları için ama yine de yeterli değildi. şuna bak, kefenime…

mackinac bridge – aurora.

başından, sonuna zevk aldığım ama aynı derecede hastalandığım bir hafta sonu oldu. yamulmuş bir durumdayım. sıcak bir duştan sonra yarına kadar uyumayı düşünüyorum. bol bol gezdiğimi ders çalıştığım aynı zamanda, ders çalışmaktan çok fishdom oynadığımı inkar etmem gerek. bağımlılık yapıyor oyun. oyun da çok iyi çıktı. psp’lerde oynadığımız oyunlara benziyor, kamerayı yatay tutunca, o günler…

mackinac island – grand hotel.

günümün çoğunu, soğuk olması nedeni ile grand hotel’de geçirdiğimden, sanırım daha çok fotoğraf koyacağım. adaya iner inmez, at turlarından birine bindim aslında. saat 11 gibi, ormanlıkların altında gölgelikte, çok üşüttü. türkiye’de pera palas ne ise, burası da aynı tarihi dokuyu temsil ediyor. çok pahalı bir otel ama turist olarak da, 10 dolar ödeyip, çoğu yerini…

cheboygan.

yılbaşı planımın üzerinden, 100 kere geçsem çok iyi olur. mackinac island yerine, mackinac city’de rezervasyon yapmışım. deliler gibi otel aradık vardığımızda. at arabalarına soruyorum artık. baktık olmayacak, rezervasyon yaptığımız yere geri döndük. sadece 30 dakika sürüyor ulaşmak. pek dert değil. burası şimdi kaldığımız yer. açıkçası buranın da doğası bambaşka güzel. ağaçların rengi de dönmeye başlamış….

fishdom.

genellikle uyuyup, gözümü zor açtığım ama açtığımda da, ya oyun oynayıp ya da vatandaşlık sınavı çalıştığım bir gün oldu. fishdom bağımlısı oldum. şu anda video oyunu oynamam lazım ama takıldım kaldım. zeka oyunu olduğu için sanırım. ilk defa telefonda, bu derece yoğun bir şekilde bir oyunu oynuyorum. manyak balık. yarın yolculuk günü. henüz bir heyecan…

happy labor day!

hayatımın en zor günlerinden biri. sadece hasta olduğum için değil, moralim de bozuk olduğu için, uyanamadım. christy işi bırakıyor. başka bir teklif almış. gerçek nedenini öğrendiğimde, kızlardan bıktım yanıtını verdi. kim bıkmadı ki. ona, eğitimsiz insanlarla çalışmak çok zor demiştim, bu çok kabaydı demişti. dediğim yere geldi. ashley’e baby shower için hediye aldığım iyi oldu….

news travels.

yazın son günü ama içimde hala bitiremedim yazı. yine bu hafta, diğer merkezlerimizden birinde çalıştım ama binbir rica ve teşekkür ile. ashley işi düşünce, nasıl da nazik biri oluyormuş ama daha gitmem, kendi bebeklerimi ve çocuklarımı özlüyorum. bu yaz bir ümidim yoktu. kışın yaşananlardan sonra, her şey, her gün daha kötüye gitti. sonuçta, meleğim cennetten…

kutlu olsun, zafer bayramımız.

ehliyetimi, yeniden aldım sonunda bugün. dosyam da silindi. bir bebeğin buna yardım edebileceğini, sonsuza dek düşünsem tahmin edemezdim. sırada vatandaşlık ve cda lisans sınavım var. 15 eylül günü, eğer sınavım geçersem vatandaşlığım onaylanacak. çok zor değil sorular ama çok alakasızlar. yani lisede goverment dersi almamış 1-2 kişiye gösterdim, bunları ben bile bilmiyorum ya, dedi. her…

baby girl.

az önce ashley’in bebeği için aldığım hediye. kafayı yiyeceğim. ben neden böyleyim. ashley’in çocuğu düşürmek üzere olduğunu ve hormonal olarak etkileyen iğneler vurulduğunu duydum bugün. moral olsun diye baby shower partisi vereceğiz. sıkıntıları var, ben de kötüyüm, görülen o ki, birbirimizden çıkardık. seni kovmadı o gün, kovabilirdi, eğitim menajerine, 5 çalışanının yanında ayar vermek nedir…

klonopin.

aslında küçük yılanlardan boşuna korkuyorum, istesem bu fobimi aşabilirim belki de. doğada olanlar değil, binalarda yaşayan büyük versiyonları daha iğrenç ve korkutucu. böğrüme, krampon yedim, maddy artık lead olmadığımı söyleyince. ashley’e, doğru mu diye sorduğumda, korka korka cevap, verdi. cda’ini alınca co-lead olacaksınız diyerek. direktör arkadaşıma gerçek nedenini sordum. çalıştığım kişi, çok güzel bir insan,…

hoffmaster kumsalı.

en azından, tüm hafta sonum yatarak geçmedi. ders çalışacağım diye iPad’i elime alıp, tekrar sızmışım. tüm hafta uyuyamadıklarım bunlar. şu eve gelir gelmez, yatağın içine girme işinden vazgeçmeliyim. üst kata çıkmak yok! gün batımını izlemek için, hoffmaster kumsalına gittik. zar zor uyandım. nerdeyse kaçıyordu gün batımı. uzun zamandır yapmak istediğim bir şeydi. keşke bir de…

the skywalker saga.

lego’nun son oyununa sonunda başladım. hem kediyi, hem de lego star wars’u oynamaya karar verdim ama lego’yu elime alınca, kediye dönmek istemedi canım. güya bir saat onu, diğer saat onu oynayacaktım. bir pazar sabahı nasıl olmalı derseniz böyle olmalı. tekme tokat döveceksin legoları, tüm stresin geçecek. hafta içi bir şeyin kalmayacak. twitch yayınlarımı yeniden açtım….

plans

akşamları uyku saatimi tutturamadığımdan, gecenin 2-3’lerinde kalkabiliyorum. sonra yeniden yatıyorum ama arada mutlaka 1-2 saatlik bir boşluk oluyor. akşam eve gelir gelmez, duş aldığım an, yatağa aitim. kafamı kaldıramıyorum. akşam yemeği bile yiyemiyorum, sadece ilaçlarımı almak için uyanıyorum. eşim uyandırıyor. bazen yemek de yediriyor zorla. gerçekten 8’e kadar beklemem gerek ama bir türlü başaramıyorum. bu…

num num num num.

dün akşam, akşam yemeği bile yiyemeden uyuyakaldım. yatağıma oturmam yetti, uyuma motivasyonu bulmam için. hala tüm gücümü toplamadığım için, kreş dün yordu. akşam 6’da yatınca sabah 2’de uyandım. 2 saat video oyunu oynayıp, tekrar yattım. toplamda 10 saat uykuya ihtiyacım var. bunu doğrulamış oldum. 8 yatış saatim. bunu belirledik. aslında geri yatmayacaktım. straycat oynuyorum, kediyi…

canums.

tatilden sonraki, ilk pazartesi korkutucu oluyor. arkamdan neler değişti acaba diye hayıflanıyordum işe giderken. söz verdiğim günde de işte olamamıştım. hasta olduğumdan, yatmam gerekti, bugüne kadar. bir de direktör arkadaşım, disney’de tatilde. ashley’e kaldım bir de ama sabah lucas ve blake’i görünce, hepsi geçti. koşarak atladı lucas, blake de hemen aldırdı kendini kucağına. bu yıl…

miyaw.

uzun zamandır bu kadar hastalanmamıştım. bunca yorgunluktan sonra olması ise kaçınılmazdı. bugün itibarı ile sağ gözümde de iltihap başladı. yine urgent care’e krem yazdırmaya gittim. yani gezdik eğlendik ama faturası ağır oldu. sürekli uyuyorum. gözüm de ağrıyor. bazen alakasız saatlerde kalkıyorum ama sonra yine yatıyorum. tam yatmalık da bir ortam var, dünden beri aralıksız yağmur…

straycat günü.

çok fazla gezince demek ki, mikroorganizmalar buluyor seni. 2 gündür, yatağımdan çıkamıyorum. alt kata yiyecek bir şeyler almaya iniyorum. alışverişi bile online yaptım. dün doktora gidip, excuse paper almak zorunda kaldım. iyileşmeden okula gitmemem lazım zaten, minicik bebekler hasta oluyorlar. uzun zamandır bu kadar şiddetli soğuk algınlığı geçirmemiştim. 2 gündür, ciddi ciddi uyuyorum. reçetem dışında,…

new york city.

yıllar sonra, kavuştum dünyanın en sevdiğim şehrine. bu şehirdeki heyecan, dünyanın hiçbir yerinde yok. istediğin yerden, istediğin yere, ulaşım olması da, bambaşka bir keyif. en çok, binaların üzerindeki reklamları seviyorum. kıpır kıpır oluyor içim. bu ayuyu çok sevdim. times meydanında, merdivenler vardır. insanlar üzerine oturup, etrafı seyrederler. tuhaf bir seyri vardır zevk veren. oturdum bir…

caspian lake canoe.

vermont’ta son günümde, erken kalkmak istemediğim halde, kano yapmak için erkenden uyandım. zor, karanlık bir gece geçirdim. hapsedildim yine. yani neden konuşayım eğer hapsedileceksem zaten. kavga kavga kavga, ceza, ceza, ceza. ben yeniden görebilmek için katlandım bunca zaman. böyle bir durum da, artık ortadan kalktığına göre, konuşmama gerek yok artık. üzümlü krallık’tan haberler getirmeye ihtiyacım…