another nightmare before christmas.

ilk karda hasta oldum. şu an sürünerek çalışıyorum. sabah başağrısı ile erkenden uyandım. uykumu hiç alamadım. sabaha kadar da kabus gördüm. tüm kabuslarımı sırasıyla gördüm. neyse ki betty var… bu küçücük şey, öyle yaramaz bir bebek ki… her zaman rafların üzerine çıkıp, karşı odadaki abisine bakmak istiyor. kaleci gibi 2 kere atlatıp düşürken tuttum. 1…

kocaman adam.

zor bir haftasonundan sonra, pazartesi sabahına mutlu başladım bu adamla. güvenlikleri için, günde birkaç saat yine toddlerlarla zaman geçiriyorum. öyle bir rol verildi, soruşturma altında olduğumuz için. blake’i yine bol bol görüyorum. gülüşlerini yediğim. kocaman adam oldu kocaman… haftasonu çok ağladım. cumartesi günü, zaten tüm gün uyumuştum. pazar öyle olsun istemedim ama türkiye’den gelen haberler…

shut it down.

şu ana kadar yaptığım tek alışveriş, lemax’ten aldığım carousel, oldu. geçtiğimiz hafta, yaşam döngüm, uyku iş, uyku işe olunca, henüz dekor olarak yerleştirmedim bile. döndürüp duruyorum uyumadan önce yani başımda hazırlıklara, yarın itibarı ile kesinlikle başlıyorum ama. sabah önce walmart’a, sonra home depot’a atacağım kendimi. 13 kasım 2022, kız kardeşimin 36. doğum günü. kutlamak için,…

paddington.

kasım’a harika başlasam da, devamı pek öyle gitmiyor. işyerindeki gerizekalılarla, nereye kadar çalışacağım belli değil. bir tek karissa var şu an beni orada tutan, bir de bebekler ve çocuklar. yerel direktörümüzün de hatrı var. olaylar netleşiyor. tahmin ettiğim gibi şikayet eden maddy çıkmadı, kurumdan ayrılan ve öç almak isteyen biri çıktı ama ne, maddy, şikayet…

first ballot.

abd’de ilk oy pusulamı aldım bugün. değişik bir duygu daha yaşadım. becca ile gittik. sonrasında, en sevdiğimiz kitapçılardan birinde kahve içmeye gittik. yaşadıklarımı biliyordu kaç günden beri. dün gece anlattıklarımdan sonra, acil kodla çağırdı beni. noel süsleri ve değişik çikolatalar gelmişti. onlara baktık ilk. sonra eve getirip yatırdı beni. başımda dua etti. sakin kalmak adına,…

kalbim kanayacak.

bu aralar hep kabus görüyorum ama birkaç gün önce, hayatımın en büyük sürüngenini gördüm. her zaman görürdüm ama bu büyüktü ve beni ısırdı. bu dini bir rüyadır. uyarıdır. düşmanların var, sana bir şey olacak, kötü niyetli biri, arkandan bir şey yapacak, dikkat et, demektir. birkaç hafta önce, eski asistanım, sam beni şikayet etmişti. sadece, kendi…

to the full.

kreşi sevmemin, bir nedeni daha var aslında. insan görüyorum ve bu insanlarla sıcacık ilişkilerim var. tabii ki, çalışma arkadaşlarımdan bahsetmiyorum. bebekler, çocuklar ve aileleri. tek tek kutlamaya geldiler beni. öyle mutlu olmuşlar ki. özellikle biri öyle bir sarıldı ki, ben bu kadar sevinmedim, buna ne oluyor diye güldüm. çevrem genişledi kreş sayesinde. gerçekten güzel bir…

usa citizen.

evrende, iki rakam, bir kişi için, kendini kaç kere tekrar edebilir. 31 ekim 2022, saat 10.30 ve ben, kaderimi yazan rakamlarla birlikte, artık birleşik devletler vatandaşıyım. sertifikadaki mug shot’ımsı şeyi, parmak izi alırken çekmişlerdi ilk geldiğimde. gerçekten sertifikama gireceğini bilseydim, çok daha iyi bir poz verirdim. ona odaklanılmasın lütfen. hepimiz insanız, hepimizin kötü fotoğrafları var….

süpürge canavarı.

aslında uyanmadım, bedenimin bir bölümü hala uyku halinde. çok yoruldum, trunk or treat aktivitesinden sonra simon miller’ın doğum gününe gidince. 1-2 saat durur, evime giderim diyordum ama bırakmadı ki ufak oğlan! sürekli süpürge ile kovaladı beni, süpürge canavarı. fotoğraflarını çekmeye çalışırken, kameramı yakaladı. selfie çeker gibi oldu böyle olunca… sonra anne ve babası ile pastasını…

trunk or treat.

yıpratıcı bir iş haftasından sonra, tüm moralleri yerine getiren bir etkinlik yaptık kreşte. ben super mario olacaktım. bıyıktan yüzüm pek görünmüyordu. bebekler biraz korktu, o yüzden sürekli takıp söküp canımı acıttım ama gülüşleri, mutlulukları, her şey ama her şeydi… daha günün yarısında çok eğlendim. bugün çok özel birgün. hem 29 ekim cumhuriyet bayramı, hem bu…

lemax.

hafıza kaybetmelik uyumuşum. direktörüm aradı. yarın işe gel, ne olursa olsun, yerine koyacağım adam yok diye kızdı. ben de, hızlandırılmış tedavi uyguluyorum mecburen. kendime dönme dolap bakıyorum lemax’tan. her yıl mutlaka bir christmas village alırım, ya da hediye gelir. bu yıl dönme dolap almayı düşünüyorum. henüz karar veremedim. belki de frankemuth’a giderim, nasıl gördüklerine ve…

upper respiratory infection.

son zamanlarda, o kadar çok hasta oldum ki, ciddi ciddi kanser miyim diye düşünmeye başlamıştım. okullarda gezen bir virüs ile karşılaşmışım teper. viral respiratory infection. üst solunum yolları rahatsızlığı. 2-3 gün yatıyordum, okula gidiyordum, dönüşünde yine hastaydım. birkaç hafta sürebiliyormuş. onun acısını çekiyorum çünkü. hafta sonu da geçmeyince, covid testi yaptırmaya gittim aslında hastaneye. 31’inde…

yellow-red

tam hastalıktan kurtuldum derken, dün sabah, bambaşka bir soğuk algınlığı ile kalktım. covid tarzı bir sıkıntı gibiydi ama ev testinde bir şey çıkmadı. sürünerek çalıştım. simon miller da çok hastaydı, zaten birbirimizden aldık muhtemelen. doğum günü partisi 1 hafta ertelendi. haftaya çok mutlu birgün olacak. tek üzüldüğüm şey, yarın normalde boyne mountains’taki köprüden fotoğraflar alacaktım….

cutest in the galaxy.

simon miller’ın hem annesi hem de babası ile çok yakınım. alisha ile konuşuyoruz hep. tam bir saat veremiyor cumartesi günü, çünkü simon da benim gibi hasta kaç gündür. aynı sıkıntıları çekiyoruz ama o bebek olduğu için, yeri göğü yıkıyor. canı ne kadar ki. ben bile sürünüyorum. yatağımdan az önce çıktım, duş alabilmek için. çok üzüldüm…

back to the future.

bugün, en hasta olduğum gün. 101.4 derece ateşle uyandım. dün gece de yüksekti. aklımı yitirtti bana. sabah ve akşam, ilaçlarımı almayı da unuttum. aklım ateşten çalışmıyordu. hastalık, depresyona da soktu beni. psikolojik ilaçlarım da yardım etmiyor zaten. tüm gün uyuyorum. çaresizlik özellikle, beni daha da sinirli yapıyor. ders de çalışamıyorum. o da sıkıntıya sokuyor. iki…

super mario halloween.

halloween’ın mutlu kısmının hazırlıklarına bir bakayım, dedim. aldığım şeyler biraz komplike çıktı. hiçbir zaman kitaptaki gibi değildir zaten. posterlerin özellikle, boyutları inanılmaz büyük. onlarla ne yapacağımı bilmiyorum. iyi ki önceden bakmışım, çünkü aktivite sabahı hazırlanacak kadar basit bir şey değil. yani zaman yetmiyor aslında hiçbir şeye. yapılması gereken o kadar çok şey var ki. yazın…

31 ekim 10.30

sanırım cda işi olmayacak. zaman çok kısıtlı, yaklaşık 1 ayım var ve daha dersleri bile tamamlayamadım. dersler ağır. sürekli uykum geliyor. gördüğüm ders kadar assignmentlar yazmam zaten bir mucize ama yine de ayıp olmasın diye uğraşıyorum göstereceğim. masrafları okul ödüyor. ayıp açıkçası. son topa kadar, koşacağım mecbur. ilaç kullanıyorum, o da algımı düşürüyor. ayrıca 1…

you are my sunshine.

görseldeki simon miller. you are my sunshine şarkısındaki, sunshine. 11 aylık değil, cadılar bayramında 1 yaşına başlıyor aslında. öyle de alıştım ki ona. tıpkı blake gibi. iskeletor olmuş oğluşum. 29 ekim’de kreşte treat or trunk etkinliği düzenliyoruz. orada ben de super mario olacağım. bu sene ilk defa halloween için bu kadar heyecanlıyım. çocuklarımla kutlayacağım için….

earth angel.

sincapların mevsimi geldi. her yer, balkabağı ve ağaçlardan düşen yemiş dolu. iki gün önce, süs olan balkabağımı evin önüne yerleştirmiştim, yeneceğini biliyordum elbette ama komik yemiş sincaplarım. beyinden içeri girmişler sanki. benimse iki düşüm var, biri noel diğeri yaz. noeli annemle ve bebeklerimle geçireceğim. yazın ise özgürlüğün kucağına bırakacağım kendimi. annem, klonopin’i bırakırsam, nereye istersem…

sincap ve balkabağı.

çok değil, 6 ay önce, maddy’nin bu dünyadaki en kötü insan olduğunu düşünürdüm. hayat bana, bu kısacık sürede, maddy kötü bile değilmiş aslında dedirtti. maddy tam bir gerizekalı. yaşı da genç. gelecek haziran’da fmla alacaktım. kesinlikle bırakıyorum. çocuklarımla o zamana kadar güzel zamanlar geçirip, kurumdan ayrılacağım. bir yere kadar, bu insanlarla beraber çalışmak. sadece, beraber…

chunky monkey.

tüm günüm, kreşteki ilk bebeklerimden biri olan, william ile geçti. chunky monkey’im benim. tombik oğlum. harika bir gündü. oyuncakları ile oynadık beraber, akşam yemeği yedik, sonra onu yıkadık ve yatağa yatırdık. o da eğlendi ve çok sevindi beni görünce. odasını gösterdi hemen… kitaplarını gösterdi. evet, seni hala kaldırabiliyorum… anne baba, alt katı tamamen çocuklarının zevkine…

spooky.

spooky ekim başladı. halloween’in, çok parçası olmak istemesem de, bu yıl kreş yüzünden çok eğlenceli geçecek. kendime nazar verdim. 2 gündür yine kötüyüm. pazartesi adam gibi bir doktora görüneceğim. iyi bir iş haftasıydı. 5 gün gidebildim. yarın da william ve elliot’ın annelerinin davetlisiyim. azıcık da olsa mutluluk verecek. ilacı düşürdüm ama uyku sürem aynı. zaten…

we’re not in the same page.

bugünlerde, ben kendimi bebeklere ve uykuya, eşim gökyüzüne ve programlamaya adadık. ikimiz de iyi işler çıkardık bence. marshall ve fırtına. canum ve ben. 1 yıl 5 aylık, 3 ay daha sınıfıma girip çıkabilecek ama kocaman olduğunu da söylemem gerek, ağırlaştı. tüm gün de kucak istiyor. ders çalışacak bir durumum olmadı 1 haftadır, işten gelip uyudum…

iç minnaklar.

uzun zamandır, ilk defa fiziksel olarak kendimi güçlü hissediyorum. bebeklerim, can verdi hayat verdi. altımı üstüme getirdiler. ayakta olsam paçama yapıştılar, yerde olsam üzerime çıkıp devirdiler. ufacık bir odada, bana zor zamanlar yaşattılar tüm gün. şu elimde gördüğünüz puppet ile başlıyor her şey. sonra puppet’s dokunmaya karar veriyor, iç minnaklar. beni düşürüyorlar. yatıyorlar üzerime. baby…

london bridge is down.

michigan’da mevsimin bu zamanları, istanbul’da şubat ayı gibi hissettiriyor. ne sıcak, ne soğuk. bazen sıcak, bazen soğuk. christy’nin de işten ayrılması ile, hiç arkadaşım kalmadı kreşte. sadece bebekler ve çocuklar. ölesiye yalnızım. akşamları sadece biraz ders çalışıp, direk giriyorum yatağa. intihar ettim aslında, hem bu dünyada hem rüyada. his yok, kalp atmıyor, hiçbir şey ise…

saving.

bugün de sürekli uyudum. soğuk algınlığı ilacı, kendi ilaçlarıma birleşince beni böyle yapıyor. dün arabada uyurken, kafam koltuktan bile düştü. o derece gitmişim sınav sonrası. güzel haber ise, iyileşmiş olmam. kocaman kocaman antibiyotikler yuttum ama gerekliydi. hafta sonu, evimle meşgul olacağım. sonrasında cda yüklenmem başlayacak. vatandaşlık sınavını geçmem, moral oldu. inanın, sosyal bilimlerde çok kötüyümdür….

anla artık.

hayatım boyunca, bana güzel sözle seslenilen, hiçbir küslüğü devam ettirmedim, bana uzatılan hiçbir eli geri çevirmedim. gene çevirmem ama arkadaşlıktan bir adım öteye gitmez. bazı şeyler yıkıldı. gönül düzelemeyecek kadar kırıldı. hala da karşı tarafın benimle dalga geçtiğini düşünüyorum. annemleri görmeye gitmemi istemiyor. ne düşünürsünüz? tatil günlerinizi, harcamanızı istemiyor çünkü sizi bir yere çağıracak değil…

15th of september, 2022

hayatımın, eskisi gibi olamayacak kadar değiştiği gün. 1 gün önce, otelimize yerleşip, eşimin beni quiz yapmasıydı niyetimiz ama otele vardığımızda ikimiz de hastaydık ve sadece uyuduk. tüm şehre tepeden bakan bir odada, ruhumuzu yastığa teslim ettik. abd vatandaşlığı görüşme ve sınavım için, ertesi gün uyandım. telefonumdaki sınav uygulamasını açarak birkaç sınav daha çözdüm. eşimin dediği,…

detroit, michigan.

dün, öğlen 12’de zorla kaldırılarak detroit’e getirildim resmen. öyle hasta olmuştum ki, kafamı kaldıramıyorum. boğazım ağrıyor ve ateşim var. arabada koltuğumu yatırarak uyudum. otele geldik. birkaç saat de otelde uyudum. yine quiz ve yemek yemek için zorla kaldırıldım. kaldığımız otel greektown denilen caddedeydi, daha ilerisine gidecek gücümüz olmadığı için yemek bile otelin karşısındaki restoranda yedik…

lego super mario.

karanlık, yağmurlu birgün. kendimi, hergün mutlaka bir şey yapmalıyım diye motive ediyorum. bugün, giymediğim kıyafetlerimi kutulayıp, bağışlamaya karar verdim. bir de, avukatımla görüşmem vardı. beni 2 saat çalıştırdı ve o gün karşılacağım şeyleri birer birer anlattı. sorduğu sorularda başarısız oldum çünkü hep, abd tarihi ve siyasi sorularına odaklanmıştım. bana eyaletim ile ilgili sorular soldu. kalakaldım….

spritz.

mutsuz birgün oldu. blog yazdığım günler veya bloglara cevap verdiğim günler, beni çok mutsuz ediyor. bloğumu seviyorum ama nereye kadar dayanabilirim bilmiyorum açıkçası. çok zorlanıyorum. komple kaldırmak istiyorum bazen. doktorumun dediği ise, onunla iletişim kuracaksan, hiç kullanma klopinleri çünkü işe yaramayacak, onu silmeyecek. her şeyin en başına gidiyorum. en başına. hayatında biri var ve sen…